![]() |
|
Seyfi Taşhan
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi 3-7 Ekim 2005 toplantısı
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi 3 Ekim tarihinde başlayan toplantısında çeşitli konuları ele aldı bazı hakkında Parlamento kararları aldı bazıları hakkında da Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesine ve Üye Devletlere tavsiyelerde bulundu. Meclisin bu çalışmalarının tamamını bu notlarda yansıtmak olanaklı olmadığı için bazı konularda alınan kararlar ve yapılan bazı konuşmalar hakkında özet bilgi ve yorumlar sunmak istiyorum.
Avrupa Konseyinin en önemli görevi 46 üye ülkede demokrasi, kanun nizamı, temel hak ve özgürlükleri korumak olduğu için Meclisin Ekim 2005 toplantısında da bu konularda çeşitli kararlar alınmıştır. Moldova ve Ukrayna'daki uygulamalar incelenmiş bu ülkelerde demokrasinin güçlenmesi, yasaların Avrupa normlarına uygun hale getirilmesi, yolsuzlukların önlenmesi ve Avrupa Konseyine üye olan bu ülkelerin Avrupa daha geniş işbirliğini sağlayan ve bireyleri koruyan 200 kadar Avrupa sözleşmelerini daha geniş bir şekilde imzalamaları istenmiş ve Bakanlar Komitesine de bu gelişmeleri izlemesi için tavsiye de bulunulmuştur.
Mülteciler :Avrupa'nın bugün karşılaşmakta olduğu en önemli sorunlardan biri sığınmacılar ve bunlara yapılan fena muamelelerdir. Avrupa Konseyi sığınmacılara kötü muamele yapılmasının önlenmesi için bir hususlara dikkat çekmiş tavsiyede bulunmuştur. Bunlar arasında, Avrupa Konseyinin Standardlarının ve sözleşmelerinin uygulayıcılara daha geniş ir şekilde tanıtılması ve kapsamlı bir mülteci politikası geliştirilmesi istenmektedir. Bu politikalar göçmenlerin geldiği ülkelerin ne derece güvenli olduğu; mültecilerin gönderilebileceği üçüncü ülkelerin güvenliliği;sığınmacılara hudutlarda nasıl muamele edilmesi gerektiği ve mültecilere kendileri hakkında alınan kararın temyiz edilmesi yolunan açık bulundurulması vardır.
AB'nin Tarım Politikası: Avrupa Konseyi Parlamenterleri Avrupa Birliğinin tarım politikasını eleştirmiştir. Alınan kararda belirtildiğine göre AB'nin uyguladığı şeker politikası büyük şirketleri daha da zenginleştirmekte buna karşılık gelişen ülkelerdeki çiftçileri fakirleştirmektedir. Politikanın getirdiği vergi sistemi yüzünden AB ülkelerindeki tarımcılar az gelir elde ederken tüketiciler ürünleri çok pahalıya alabilmekteler. Ayrıca, Tarım Politikası AB'nin bütçe kaynakları üzerinde ağır bir yük oluşturmakta diğer alanlara katkıyı kısıtlamaktadır; Para dağıtımında uygulanan yöntemler endişe uyandırmak: aslında Ortak Tarım Politikası fakir çiftçilere yardım etmemektedir. Bu Politika yüzünden tarım alanları genişlemekte ve bu yüzden doğal ortam hasara uğramakta ve doğal bitkiler ve yaban hayatı yok olmaktadır.
AB'nin Komşuluk Politikası: Avrupa Birliğinin ilan ettiği Komşuluk Politikasına katılan Doğu Avrupa ve Akdeniz ülkelerinden beşi Avrupa Konseyinin üyesi bulunmaktadırlar. Avrupa Konseyi 46 üye ülkesinde insan hakları, kamu düzeni ve demokrasinin korunması ve sürdürülmesinden sorumlu ve yaptırımları olan tek Avrupa kuruluşudur. Dolayısıyla, AB'nin yeni komşu ülkelerde demokrasi ve insan haklarını teşvik politikasını izleyeceği için Avrupa Konseyi Parlamenterleri bu konuda AB ile Avrupa Konseyi arasında diyalog, işbirliği ve eşgüdüm sağlanması için çağrıda bulunmaktadırlar.
Din ve dinler arasında diyalog konusu Parlamenterler Meclisinin toplantısında önemli bir konu olarak ele alınmış bulunmaktadır. Meclis bu münasebetle, İslam Konferansı Teşkilatı Genel Sekreterliğine yeni seçilmiş bulunan Profesör Ekmelettin İhsanoğlu'nu dinledi. İhsanoğlu'nu takdim konuşmasında Meclis Başkanı, İslam Konferansı Örgütünün 57 üyesi ile Birleşmiş Milletlerden sonra en geniş uluslar arası teşkilat olduğunu ve İhsanoğlu'nun bu teşkilatın genel sekreterliğine gizli oyla seçilmiş bulunduğunu belirtti. Başkan, Avrupa Konseyi'nin bu kıtadaki en eski uluslar arası kuruluş olarak, çeşitli inanç ve dinlerden olan ulusları birleştirdiğini; ayni değerleri ve fikirleri paylaşan herkesle birliği yapmak istediklerini ve başlayan diyalogun sürekli işbirliğine yol açacağı ümidini ifade etti. İhsanoğlu konuşmasında İslamiyet'in diğer dinlere bakış açısını ve müşterek değerlerini tarihçesi ile ifade ettikten sonra, müstemlekecilik yüzünden Müslümanların, işgal, katliam, etnik tasfiye ve mahrumiyet ıstırabına katlandıklarını, bu gün de Müslüman topluluklarının farklı muamelelere tabi tutulduğunu özellikle 11 Eylül olaylarından sonra durumlarının vahimleştiğini kendilerine terörist gibi davranıldığını belirttikten sonra Müslüman dünyasının çoğu yanlış ve hatalı algılamalara dayanın ithamlara maruz kaldığını belirtti ve şöyle dedi: “Tek tanrılı iki büyük din ve medeniyet arasındaki ilişkilerin karşılıklı husumet olarak tanımlanmasına izin vermemeliyiz. Bu bizim müşterek sorunumuzdur. Dünya barışı, istikrarı ve işbirliği için son derece feci sonuçları olan yolda kaymamak için sizinle işbirliğine hazırız.”
Kadın ve Din: Parlamenterler Meclisi bu toplantısında birçok konu arasında Avrupa'da Kadınlar ve Din konulu bir raporu da ele almış ve bu konuda Avrupa Konseyi üye devletlerine bir çağrıda bulunmuştur. Bu Devletlerden ülkelerinde yaşayan bütün kadınların insan haklarını, dine dayalı ve dine atfedilen tüm şiddet olaylarına karşı koymaları istenirken şunları yapmaları istenmektedir: - Kadınların yaşam hakları, bireysel esenliği, serbestçe dolaşma ve serbestçe eş seçme haklarının ve bu arada, “töre” cinayetleri, zorla evlendirmeler, nerede icra edilirse edilsin kadın sünnetine karşı etkin koruma politikası gerekir ki bunun anlamı din özgürlüğünün insan haklarıyla kısıtlanmasıdır. Çağrıda pek çok konu yanında, kadınların haklarını ihlal eden dini prensiplere dayalı aile töreleri ve şahsi hukuk yasalarının tanınmasının ret edilmesi yanında kadınların dinden ilham alan siyaset ve yasalara (örneğin, aile hukuku, boşanma, hamileliğe son verme) tabi tutulmalarının sağlanması için gerekli olan ve Devlet ayrılığının güvence altına alınması da vardır. Dinler arasında yapılan diyaloglarda Kadın haklarına, eşitliğine ve hayatın her safhasında vekarına saygının teşvik edilmesi toplumda kadın-erkek eşitliğinin sağlanması için çalışılması istenmektedir.
Avrupa Konseyin Parlamenterler Meclisine ülke parlamentolarındaki siyasi partilerin oranlarına göre seçilen milletvekilleri katılmaktadır. Bu Parlamenterler, kendi siyasi eğilimlerine göre siyasi gruplar kurarak Konsey parlamento çalışmalarına katılmaktadır. Bu Mecliste 12 asil ve 12 yedek Türk milletvekili bulunmaktadır.