![]() |
|
28-30.06.2010, Astana, Kazakistan
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Konferansı
Mevlüt Çavuşoğlu'nun Konuşması
Sayın Cumhurbaşkanı,
Bayanlar ve Baylar,
Sizleri neredeyse tüm Avrupa devletlerinin ulusal meclislerini temsil eden 600'ü aşkın Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi üyesi adına selamlamanın onurunu yaşıyorum.
AGİT' nun Kazak Başkanlığı'nın girişimiyle bir araya gelmiş bulunuyoruz.Başta Sayın Cumhurbaşkanını, ve Kazakistan yöneticilerini kıtadan üyeleri buluşturan bu büyük organizasyonu düzenledikleri için kutluyorum.Bu olay, kardeş bir Avrasya ülkesinin bu tarz bir sorumluluğu alması açısından gurur vericidir.
Bu bağlamda, Astana OSCE Zirvesi'ne tam destek veriyorum.
AGİT ve Avrupa Konseyi aynı değerleri paylaşmaktadır.Şahsen, bu konferans hoşgörüyü artırma ve ayrımcılıkla mücadeledeki yaklaşım ve yöntemlerimizi karşılaştırmak, böylece eylemlerimizi daha etkili ve birbirini tamamlayıcı kılmak için büyük bir fırsattır.
Geçtiğimiz Ocak ayında Parlamenterler Meclisi Başkanı seçildiğim açıklandığında belirttiğim gibi, kurumumuz ,ortak evimiz olan Avrupa'da, dışlamaya,ayrımcılığa,korku ya da nefret değil çeşitliliğe saygı duyan açık bir toplum üzerine kurulmalıdır.
Bunları belirttikten sonra, Astana'dayken Kırgızistan yakınlarındaki insan hakları krizi üzerine de düşündüm.Siyasi nedenlerden kaynaklanan etnik gerilimin yükselmesiyle yüzlerce kurbanın ,binlerce mülteci ve yerinden edilmiş insanın durumuna tanık olduk. Ne yazık ki, Avrupa Konseyi bu tarz acil durumlarla başa çıkabilecek donanımda değildir ancak bu tarz durumların gerçekleşmemesi için önleyici olmak zorundayız.Parlamenterler Meclisi'nde, üye olmayan devletleri Avrupa Konseyi değerlerine yakınlaştırmak için demokrasi partnerleri uygulamasını başlattık.Katılımımızın önemli bir etkisi olacağına ve hayat kurtarabileceğine inanıyorum.Cumhurbaşkanı Nazarbayev'in bölgedeki krizi çözmeye yönelik olumlu tutumunu da takdir etmekteyim.
Bayanlar ve Baylar,
Tırmanan hoşgörüsüzlük ve ayrımcılık , küreselleşme çağında toplumlarımızın en önemli sorunlarındandır.Ekonomik krizin beraberinde, sorunlar daha belirgin bir hal aldı.
Eşitlik ve ayrım yapmama prensibi ,60 yıl önce imzalanan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nden beri Avrupa Konseyi için büyük önem taşımaktadır.Sözleşmenin 14. maddesi, hiçbir şekilde ayrım yapmadan, sözleşmedeki hak ve özgürlüklerden yararlanma hakkının güvence altına alınmasını şart koşmaktadır.
10 yıl önce, Avrupa Konseyi Protokol 12 'yi sözleşmeye ekleyerek büyük bir adım attı. Protokol, ayrımcılığı yasaklamayı öngörmekteydi: kanun tarafından sunulmuş (yalnızca sözleşmeyle değil) hak, hiçbir ayrıma maruz kalmadan yararlanılmalıdır.
Açıkçası İnsan Hakları Sözleşmesi ve Protokol 12' ye göre, eşitlik ve ayrımcılıktan kaçınmak Avrupa Konseyi İnsan Hakları koruma sisteminin belkemiğidir.
Bu yasal yaptırımlar dışında, Avrupa Konseyi her türlü ayrımcılıkla mücadelede bilinçlendirme kampanyalarına destek sağlamaktadır.Birkaçında söz etmek gerekirse;
' Hepsi farklı,hepsi eşit' , özellikle gençliği hedef alıp, gençleri çeşitliliğe ve katılıma açık, barış yanlısı toplumlar kurmaya yöneltmeyi amaçlamaktadır,
'Ayrımcılığa karşı sesini duyur' , Avrupa genelinde gazetecilerle ortak gerçekleştirilen, basında, ırkçılık ve önyargılardan kaynaklanan ve Müslüman,Yahudi, Roman ve diğer gezgin topluluklara yönelik ayrımcılığa karşı savaşan bir 'arkadaş grubu' oluşturmayı amaçlamaktadır,
'Yeter' anlamına gelen 'Dosta!' ,Roman topluluklarına yönelik ayrımcılıkla mücadele eden bir bilinçlendirme kampanyasıdır.İtalya ve Doğu Avrupa ülkelerinde birkaç yıl önce kurulmuştur.
Bayanlar ve Baylar,
Ayrımcılıkla mücadelede yasal yaptırımlar elbette ki önemlidir.Ancak, toplumlarımızdaki genel konumu değiştirmeye çabalamamız gerekmektedir.Ortak bir anlayış geliştirme ve ayrımcılıkla mücadele için kültürlerarası ve dinlerarası diyalog büyük önem taşımaktadır. Irkçılık, yabancı düşmanlığı, Yahudi karşıtlığı, İslam fobisi ve benzeri ayrımcılığa yol açan tüm yersiz korkular ve hoşgörüsüzlüğün kökünü kurutmalıyız.
Meclisimiz,toplumlarımızdaki etnik, kültürel ve dini çeşitliliğinin bir ürünü olan ulusal meclislerin temsilcilerini bir araya getirmiştir.Böylece, toplumun yansıması olan meclisler kültürlerarası ve dinlerarası iletişim için ulusal eylem planları oluşturulmasında itici güç olmalıdır.Bu tür planlar konusunda fikir belirtmekle yetinmemeli, meclisin uygulamayla yetkili yürütme üzerindeki kontrolünü de kullanmalıdır.
Bu tarz belirgin planların yanısıra, meclisler yasama aşamasında, kültürlerarası ve dinlerarası boyutu göz önünde bulundurmalıdır.Sosyal haklardan şehir planlamasına, eğitimden iş bulmaya kadar pek çok alandaki ulusal planlamalar, tüm vatandaşlar ve topluluklara eşit olanak tanıyacak ve ayrımcılığa yer vermeyecek şekilde oluşturulmalıdır.
Parlamenter Meclis uluslararası bölümde Birleşmiş Milletler Medeniyetler İttifakı ile çok yakın bir şekilde çalışmaktadır. İttifakın Rio de Janeiro’daki son başarılı toplantısında Avrupa Konseyi’nin Birleşmiş Milletler düzeyinde sürece yaptığı büyük katkıdan çok memnunum. Bu yüzden benim değerlendirmeme göre bu fırsatı kaçırmamalı ve Medeniyetler İttifakı ile olan ortaklığımızı güçlendirmeliyiz.
Tesadüfen Birleşmiş Milletler Medeniyetler İttifakı Yüksek Temsilcisi olan ve geçen hafta Strazburg’da gerçekleşen İslam, İslamcılık ve İslam korkusu konulu hararetli tartışmaya katkıda bulunan güzide ziyaretçimiz Bay Sampaio da oradaydı. Böyle hassas konuları konuştuğumuz zaman duygularımız kabarıyor ama benim değerlendirmeme göre kabul ettiğimiz çözüm dengeli ve tarafsızdır.
Bayanlar ve Baylar,
Size etnik, milli ve dini azınlıklara karşı yapılan ayrımcılıktan bahsettim ama altını çizmek isterim ki Avrupa Konseyi’nin cinsiyet ayrımına karşıda önder bir rolü vardır ve eşit şartlar oluşturmak için mücadele eder. Bu içeriğe Meclisin uluslar arası meclisler arasında öncülük eden bir rolünü ekleyebilirim: prosedür kuralları içinde en azından karşı cinsleri kadar temsil edilecekleri milli heyetler ve herhangi bir konuda her cinsiyet için bir temsilci.
Bayanlar ve Baylar,
Ayrımcılığı engellemek ulaşması çok zor ve çok hırslı bir hedef ama konu insan haklarına gelince hırslı olmak zorundayız. Basit bir tolerans kararına varamayız. Tolerans çok iyimser bir kavram ama bizim son hedefimiz olmamalıdır. Ben bu kavramı daha çok başlangıç noktası olarak görmek istiyorum. Gerçekten ulaşmak istediğimiz şey saygı ve ortak anlayıştır.Bu bireyler için yapılmış bir başvurudur ama ülkelerdeki toplumlar arasında ve ülkeler arasında bir etki yaratacağı kesindir.
Bu yüzden konuşmamı bitirirken Avrupa Konseyi’nin önemli bir bölgesi olan Kazakistan’a kültürler arası ve dinler arası diyaloğu güçlendirdiği ve ülkedeki azınlıkları toplumsal ve siyasi hayata dahil ettiği için saygılarımı sunuyorum. Bu bağlamda benim değerlendirmeme göre Kazakistan Meclisi’nin yaptığı bölgedeki diğer ülkelere örnek teşkil edebilir.