23/06/2010, Strazburg
Yaz Oturumu: 21-25 Haziran 2010
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi burka giyilmesinin yasaklanmasını oy birliğiyle karşı çıktı..
Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi, burka, peçe ya da diğer dini kıyafetlerin giyimine genel yasak getirilmemesi gerektiğini söyledi. Yine de güvenlik ya da kişilerin profesyonel ve kamu gibi dini tarafsızlıklarını göstermeleri gerektiği yerler için ya da yüzlerinin görülebilmesi amacıyla "yasal kısıtlamalar meşrulaştırılabilir" ibaresi eklendi.
Bugün alınan kararda, 47 Avrupa Konseyi üyelerinin parlamentolarını bir araya getiren Meclis, kadınların örtüleri genellikle "kadınların erkeklerden aşağı olduğunun" bir simgesi olarak algılandığını, ama genel anlamda bir yasağın da yüzlerini örtme haklarını "içten ve özgür bir biçimde kullanan" kadınları da inkar edeceğini söyledi.
Bunun yanında Meclis, "hiç bir kadın ailesi yada topluluğu tarafından dini kıyafet giydirilmeye zorlanmamalı. En küçük bir zorlama, tecrit veya şiddet hareketi de hukuk tarafından cezalandırılması gereken bir suç ihtiva eder" ibaresini de ekledi. Avrupa hükümetleri Müslüman kadınları ve tabiî ki onların aile ve toplumlarını hakları konusunda eğitmeyi hedef almalı ve kamu ve profesyonel hayatta yer almaları için onları teşvik etmeli.
Morgens Jensen (Danimarka, SOC) tarafından hazırlanan İslam, İslamcılık ve İslam korkusu raporunu kabul eden Meclis, ayrımcılık olarak tanımladığı minare yapım genel yasağını derhal kaldırması için İsviçre'ye çağrıda bulundu.
Alınan Karar
Karar 1743 (2010)
- Parlamento Meclisi, İslami radikalizmini ve siyasi amaçlar için dini inanışların manipülasyonunu insan haklarına ve demokratik değerlere karşı unsurlar olduğunu bildirir. Aynı zamanda, birçok Avrupa Konseyi üye devletlerinde, Müslümanlar, klişelerin sosyal marjinalleşmenin ve siyasi aşırılıkların kurbanı olduklarını, bunun yanında toplumdan dışlandıklarını, başkalaştırıldıklarını ve ayrımcılığa uğradıklarını hissediyor. Meclis, Avrupa'daki Müslüman toplumlara karşı olan aşırıcılık kadar İslami aşırılıkla da derinden ilgileniyor. Her iki kavram bir birini güçlendiriyor.
- Meclis, İslam'ın sadece din değil bunu yanında sosyal, hukuki ve siyasi kurallar bütünü olduğunu hatırlatır. İslamcılık şiddetli ya da barışçıl olabilir, fakat her iki durumda da demokratik ve çoğulcu toplumların değişmez ilkesi olan devlet din ayrımını da kabul etmez. Meclis, Müslümanlara karşı ayrımcılığın kabul edilemez olduğu ve bununla mücadele edilmesi gerekti çağrısını yapar. Avrupa Müslümanlarının büyük çoğunluğu bizim toplumumuzun ilkelerini paylaşıyor ve İslam ile şiddeti bağdaştıran olumsuz algılardan ve bilgi eksikliğinden kaynaklanan İslam korkusuna karşı mücadele de gereklidir. Bu tür konulardaki başarısızlıklardan, bir çok Avrupa ülkesi aşırıcılığın yükselmesine giden yolun taşlarını döşediler.
- Meclis'in İslam medeniyetinin Avrupa kültürüne katkıları hakkındaki Tavsiye 1162(1991) belirttiği gibi, Müslümanlar yüzyıllardır bulundukları Avrupa'da evlerinde gibidirler. İslam, Yahudilik ve Hıristiyanlık, bu üç tek tanrılı din, aynı tarihi ve kültürel kökleri paylaşıyor ve insan hayatı ve haysiyetinin önemli değeri, düşünceleri ifade özgürlüğü ve yeteneği, diğerlerine ve onların mülklerine saygı, sosyal refahın önemi gibi aynı temel değerleri tanıyorlar. Bu değerler Avrupalı filozoflarca dile getirildi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne dahil edildiler ("AİHS"; ETS no 5).
- AİHS'nin 9. Maddesi,yalnız ve ya toplumdan diğer kişilerle toplum içinde, kamuda ya da özel alanda, işte, eğitimde ve gözlemde kişinin din veya inancını ifade etmesini de içeren düşünce, vicdan ve din özgürlüğünü garanti eder. AİHS'nin 10. Maddesi, dini veya felsefi düşünceleri ifade ya da karşı çıkma ve eleştirme özgürlüğünü de içeren ifade özgürlüğünü güvence altına alır. Her iki özgürlük de demokratik toplum için zorunlu gereksinimleri teşkil eder. Yine de, bunlar kati değildir ve sıkı kontrol altında kısıtlamaya tabi tutulabilirler.Bir de , Sözleşme'nin 17. Maddesine göre,bunlar, AİHS'de bulunan hak ve özgürlüklerin gereksiz kısıtlanması veya tahribi için istismar edilemez.
- Meclis, değerlere hakaret, dinî aşağılama ve dinleri nezdinde insanlara karşı kötü konuşma hakkındaki Tavsiye 1805 (2007) ile birlikte, dini inanışlara saygı ve ifade özgürlüğü hakkındaki Karar 1510 (2006)'da bu iki özgürlüğün uzlaşmasının önemini zaten vurgu yapmıştı. Meclis, İslam'ı ya da İslam ile bağlantılı politikaları eleştiren insanlara uygulanan tehditleri ve ölüm kararlarını kınar. Meclis, dinin özellikle de İslam'ın kötülenmesine karşı hareket kararının alındığı İnsan Hakları Komisyonu'ndaki Birleşmiş Milletler üyelerince yapılan girişimden üzüntü duyar ve bu tür stratejileri ifade özgürlüğüne tehdit olarak algılar.
- Devlet, din, laiklik ve insan hakları hakkindeki Tavsiye 1804 (2007)'ü hatırlatarak, Meclis, demokratik standartlar için devlet ve organlarının din ve dini kurumlardan ayrılması gerektiğini vurgu yapar. Demokrasiyi yansıtan ve halkını bu şekilde yöneten hükümetler, parlamentolar ve kamu yetkilileri bütün dinî, agnostik veya ateist inanışlara karşı tarafsız olmalıdır. Yine de, din ve demokrasi tam anlamıyla uyumsuz değildir ve özelikle din toplumda faydalı bir rol oynayabilir. Bu nedenle, üye devletler dini kuruluşları barış, hoşgörü, birlik ve kültürlerarası diyaloga destek vermeleri için teşvik etmeli.
- Bununla birlikte Meclis, üye ülkelerde aktif olan bazı İslamî kurumların dış hükümetlerce kurulduğunu, yardım ve bu hükümetlerden siyasi korunma aldığını önemle dikkat çeker.bu tür kurumların amacı dinî değildir. İslam kılığı altında diğer devletlere ulusal siyasi yayılım aydınlığa kavuşturulmalı. AİHS'nin 11. Maddesi nazariyatında, bu 11. maddenin 2. paragrafındaki koşulları sağlamak kadıyla üye devletler bu tür organizasyonların aktivitelerine kısıtlama getirebilir. Bu nedenle, üye devletler şeffaflığı ve diğer dini kurumlarla birlikte İslami kurumların sorumluluklarını açıklık sağlamalıdır. Örneğin, kurumların hukuki amaçları, liderlikleri, üyeleri ve mali kaynaklarının şeffaflığı gibi.
- Türkiye'nin Avrupa'daki varlığı hakkındaki Tavsiye 1774 (2006)'te Meclis'in belirttiği gibi, Avrupa Konseyi'yle birlikte göçmen işçiler, yeni Avrupa vatandaşları üye hükümetler ve parlamentolar önceliği Müslüman ve diğer dini azınlıkların topluma entegre olmasını hızlandırmaya vermeliler. Bu yüzden Meclis, üye devletlere sosyal, ekonomik ve siyasi eşitsizliklerle mücadelede daha aktif olmaya davet ediyor.
- Meclis, gün be gün karşılaştıkları ayrımcılıktan onları korumak ve hakları çiğnendiğinde hukuki çözümlere daha iyi erişebildiklerinden emin olma için uygun yasaların, politikaların ve uygulamaların kabulü, uygulanması ve düzenli denetimini de içeren, Avrupa'daki Müslümanların ve diğer azınlıkların sosyal ve ekonomik dışlanmışlıklarını etkili bir şekilde çözmeye başlamaları çağrısında bulunuyor.
- Üye devletlerdeki Müslüman toplulukların kurumsal yapıları yönetim organları ve hükümetle iletişime geçmede uygun olsa da, üye hükümetler ve parlamentolar ayrıca eşit vatandaşlar olarak Müslümanlarla doğrudan siyasi ilişkiler kurmanın yollarına bulmalılar. Bu tür doğrudan ilişkiler internet üzerinden bölgesel ve ulusal tartışma platformlarıyla birlikte bölgesel ve yerel açık oturumlar vasıtasıyla gerçekleştirilebilir. Kültürler ve inançlar ası diyalog: yerel yönetimlerin girişimleri ve sorumlulukları üzerine Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi'nin Tavsiye 170 (2005)'ine atıfta bulunarak, Meclis, ulusal parlamentolara ülkelerindeki yerel yönetimlerin kültürlerarası diyalogu ve sosyal katılımı hızlandırmayı amaçlayan yerel aktiviteler için gerekli hukuki, idari ve mali çerçeveye sahip olduklarından emin olmaları çağrısı yaptı.
- Bir azınlık toplumuna ait olan kişilerin kendilerini izole etmemeleri ve paralel bir toplum geliştirmeye kalkışmamaları önem arz ediyor. Bu yüzden Meclis, Müslüman toplulukların temsilcilerine kültürlerarası diyalogu teşvik etmelerini ve sosyal gerginlik ve çatışmalara neden olabilecek bölünmelere karşı mücadele etmeleri çağrısında bulundu. Aşırılıkla karşılaşan Avrupa Müslümanları hakkındaki Karar 1605 (2008) ve Tavsiye 1831 (2008)'i hatırlatarak Meclis Müslümanları, dini topluluklarını ve dini liderlerini İslam adı altındaki her türlü aşırılıkla mücadeleye davet ediyor. İslam barışı yükselten bir dindir. Teröristler ve siyasi aşırıcılar İslam'ı kendi güç çıkarları için kullandıkları ve böylelikle İslam'ın çok değer verdiği insan hayatını ve diğer temel değerleri saygısızlık ettiklerinde Müslümanlar karşıtlık ve hayal kırıklığı tepkisini göstermekte ilk olmalılar.
- Meclis, İslam korkusunu ateşleyen ve istismar eden ve Avrupa'daki Müslümanlara ilişkin olumsuz yargıları ve basitleştirmeleri yaygınlaştıran ve sık sık İslam ile aşırıcılığı eşit sayan partilerin Avrupa'daki artışını onaylamıyor. Müslümanlara karşı hoşgörüsüzlüğü hatta nefreti kışkırtmak kabul edilemez. Meclis, üye devletlere Müslümanlara karşı ayrımcılık ve hoşgörüsüzlükle mücadelede Irkçılığa ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu'nun Genel Politika Tavsiye 5 (2000)'e göre siyasi eylemler yapmaları çağrısını yapıyor. Tavsiye, AİHS'nin özellikle madde 10.2'nin koşullarına uyarken, İslam ve Müslümanların nefret ve korkularını arttıran siyasi söylemleri üye devletler için reddetmek olduğunu tekrar tekrar belirtir.
- Meclis ayrıca, bölgesel ve yerel yönetimlerle birlikte ulusal yönetimlerin Müslümanlara karşı ayrımcı tutum sergileyen politika ve uygulamaları ile AİHS'nin 9. ve 10. maddelerinde kesinlikle izin verilmeyen din ve ifade haklarının kısıtlanması için yapılan referandum, girişim ve oylamaların istismar edilmesi tehlikesi hakkında oldukça endişelidir. Bu bağlamda, Meclis özellikle son zamanlarda İsviçre'de yapılan referandum konusunda endişelidir ve İsviçreli otoritelere bir moratoryum çıkarmalarını ve minare yapımı genel yasağını mümkün olduğunca erken kaldırmalarını önerdi.
- Avrupa'da din ve kadın konulu Karar 1464 (2005)'ü hatırlatarak Meclis, bütün Müslüman topluluklara hem ailede hem de toplumsal yaşamda cinsiyet eşitliliğini ve kadınların haklarını reddeden her türlü geleneksel İslamî yorumları terk etmeleri çağrısında bulunuyor. Bu, kadınların erkeklerle her bakımdan eşit olduğunu, istisnasız kadınlara buna göre davranılması gerektiğini ön gören demokrasi ilkeleri ve insan haysiyetiyle bağdaşmaz. Kadınlara karşı ayrımcılık ister dini geleneklerden olsun ister başka şeylerde olsun, AİHS'nin 8, 9 ve 10. maddelerine ve Protokol no: 12 ile birlikte Protokol no: 7'nin 5. maddesine aykırıdır. Hiç bir dini ya da kültürel görevcilik kişisel entegreye yapılan ihlali meşrulaştırmak için başvurulamaz. Bu nedenle Parlamento Meclisi, başlıca kurbanlarının kadınlar olduğu radikal İslamcılık ve İslam korkusunu engellemek için üye devletlere gerekli önlemleri almalarını önerir.
- Buna ilişkin, kadınların örtüleri, özellikle burka veya peçe gibi vücudu tamamıyla örten örtüler, toplumda kadının rolünü kısıtlayan, onların profesyonel hayalarını sınırlar koyan ve sosyal ve ekonomik faaliyetlerini engelleyen kadınların erkeklerden aşağı olduğunu gösteren bir sembol olarak algılanıyor. Ne tam kapalılık ne de baş örtüsü tüm Müslümanlarca İslam'ın bir zorunluluğu olarak görülmüyor ama bunlar çoğu kez toplumsal ve kültürel gelenek olarak görülüyor. Meclis bu geleneğin kadınların haysiyeti ve özgürlüğüne bir tehdit olabileceğini düşünüyor. Hiç bir kadın ailesi ya da toplumunun zoruyla dini kıyafet giymeye zorlanmamalı. Her türlü zorlama, tehcir veya şiddet hukuk tarafından cezalandırılması gereken bir suç teşkil eder. Bu suçların kurbanı olan kadınlar mevkileri ne olursa olsun üye devletlerce korunmalı ve kişiler destek ve rehabilitasyon imkanlarından yararlanmalı.
- Bu sebeple, birçok Avrupa ülkesinde burka ve peçe giyiminin yasaklanması ihtimali yargı tarafından düşünüldü. AİHS'nin 9. maddesi kişilerin özel veya kamu alanında dini kıyafetler giyip ya da giymemeyi özgürce seçme hakkını ihtiva eder. Özellikle güvenlik amaçlı demokratik toplumlarda gerekli olduğunda veya kişinin profesyonel hayatında dini tarafsızlığı gerektiğinde ya da yüzünün görünmesi şart olduğunda bu özgürlüğe yasal kısıtlama meşrulaştırılabilir. Yine de, burka ve peçe giyimine genel yasak yüzlerini örtme hakkını özgürce kullanan kadını yok saymaktır.
- Ek olarak, genel bir yasak, diğer kadınlarla ilişkilerini kesmeleri ve evde kalmaları için Müslüman kadınlar üzerinde büyüyen aile ve toplum baskısı gibi istenmeyen etkilere neden olabilir. Müslüman kadınlar, aile gelenekleriyle ters düşmemek için eğitim kurumlarını terk eder, kamu yerlerinden uzak durur ve toplumları dışındaki işleri terk ederlerse daha da dışlanabilirler. Bu nedenle Meclis, Müslüman kadınların haklarından haberdar olmaları için özel politikalar geliştirmeleri, kamu hayatında yer almaları için onları yardım etmeleri ve profesyonel hayatlarındaki amaçları için eşit fırsatlar sunmaları ve sosyal ve ekonomik bağımsızlıklarını kazanmaları için üye devletlere çağrıda bulunuyor. Bu bağlamda, aileleriyle birlikte genç Müslüman kadınların eğitimi çok önemli. Bu, kızlara karşı olan tüm ayrımcılığı ortadan kaldırmak ve eğitim sisteminin her basamağında önyargı olmaksızın cinsiyet eğitliği temelinde eğitimin geliştirilmesi için özellikle önemli.
- Sözde İslam kuralları veya diğer gelenekler adı altında kadınların sünnet edilmesi kişilerin fiziki ve ahlaki bütünlük haklarına, özellikle de kızların, ihlal suçu olarak kabul edilir. Üye devletler bu suça bir son vermek için ellerinde geleni yapmalılar ve çocuklara ve ailelerine eğitimi de içeren çeşitli yardımlarda bulunmalılar. Bu konuda Meclis, kadın sünneti konusundaki Karar 1247 (2001)'yi hatırlatır.
- Buna göre Meclis, özellikle ev içi şiddet ve kadınlara karşı şiddetle mücadele ve bu şiddetleri engelleme üzerine yapılan gelecek Avrupa Komisyonu sözleşmesi görüşmelerinin bir parçası olarak,kadınların maruz kaldığı her türlü şiddet ve baskıyı önlemek ve bunlarla mücadele etmeleri ve kadınların kökenlerine veya statülerine bakmaksızın korunama, barınma ve rehabilitasyon imkanlarına ulaşmalarını sağlayan düzenlemeleri yapmaları için üye devletlere gerekli her adımı atmaları tavsiyesinde bulunuyor.
- İslam'la ilgili yargılar, yanlış anlamalar ve korku Avrupa'da Müslüman olmayanlar arasında yaygın bir bilgi eksikliği olduğunun tipik bir işaretidir. Benzer şekilde, yeterli İslam bilgisine sahip olmayan Avrupa'daki Müslümanlar diğer dinlerden ayrı kalıyor, ki bu da onları siyasi aşırıcılığın kılık değiştirmiş hali olan "İslamcılık" karşısında savunmasız bırakıyor. Bu bağlamda, Meclis eğitim ve din konulu Tavsiye 1720 (2005)'yi hatırlatır ve üye devletlerden İslam, Yahudilik ve Hıristiyanlık bilgilerinin okullarda ve hayat boyu eğitimde öğretildiğinden emin olmalarını ister.
- Dinler hakkında eğitim İslam, Yahudilik ve Hıristiyanlığın ortak kök ve değerlerinin ve bunların modern Avrupa insanlığına olan etkilerinin bilinirliğini artırması için üye devletlerce desteklenmeli. Yüksek öğretim kurumları ve Avrupa'daki araştırmalar İslam'ı İslamcılıktan ayırmak ve din alimler, öğretmenler ve liderler yetiştirmek için İslami çalışmalarda bulunmalılar. Meclis, çoğu Avrupalı Müslümanın İslam ile demokratik değerlerin, insan haklarının ve hukukun üstünlüğü ilkesinin uzlaştığı yaklaşımını kabul ettiğinden oldukça emin, hatta çoğu bunu uzun zamandır yapıyor.
- Meclis ayrıca, 2008'de Avrupa Kültürlerarası Diyalog Yılı süresince Avrupa Konseyi'nce hazırlanan Kültürlerarası Diyaloga Beyaz Sayfa'yı ve bununla birlikte Bakanlar Komitesi'nin bu alanda yaptığı diğer çalışmaları sıcak karşılıyor. Üye devletler bu Beyaz Sayfa'yı okullar ve eğitim kurumları da dahil ilgili ulusal etkinliklerde kullanmalılar.
- Bu konuda diğer uluslararası organizasyonlarla sinerji oluşturulması önemlidir. Bu nedenle Meclis Birleşmiş Milletler Medeniyetler İttifağı'nı Avrupa Konseyi'yle daha yakından ilişkiler kurmaya davet ediyor, özellikle ortak eylemler planı oluşturarak. Bu konuda Meclis, Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği'ni bu tür etkinlikler için üye devletler vasıtasıyla daha çok fon ayırmaya ve iki organizasyon arasında karşılıklı geçici personel görevlendirmeleri yapmaya davet ediyor.
- Meclis, İslami Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (İEBKÖ) ve Arap Ligi Eğitim, Kültür ve Bilim Örgütü (ALEKBÖ)'nü İslamcılık ve İslam korkusuyla veya diğer dini ayrımcılıklarla mücadelede ve evrensel insan haklarına saygının yükseltilmesinde Avrupa Konseyi'yle birlikte çalışmaya davet ediyor. İEBKÖ ve ALEKBÖ, üyelerinin BM Uluslararası Sivil ve Siyasi Haklar Sözleşmesi (USSHS)'ne ve Uluslararası Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi (UESKHS)'ne saygı duyduklarından emin olmada önemli rol alabilirler.
- Bu bağlamda Meclis, İEBKÖ ve ALEKBÖ üyelerinin şeriat hukukuna dayalı ulusal yargı sistemi benimsemelerinden veya USSHS ve UESKHS ile uyuşmayan ulusal politikaları yürütmelerinden dolayı üzgün olduğunu bildirir. İslam'dan başka bir dine girmek isteyen kişilere ağır cezalar hatta ölüm cezası uygulamak USSHS'nin 18(2). maddesine;İslam'ı eleştiren kişilere ağır yaptırımlar veya linç uygulamak USSHS'nin 19. maddesine; diğer ülkelere veya onların vatandaşlarına karşı şiddet veya "kutsal savaş" ilan etmek ve teröristleri "şehit" olarak yüceltmek USSHS'nin 20(2). maddesine; çocukları İslam dışındaki kişilerden nefret etmeleri veya onlarla savaşmaları için eğitmek UESKHS'nin 13(1). maddesine aykırıdır.
- Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Asya Müslümanları, Avrupa Müslümanları ve Müslüman olmayan Avrupalılar arasında özellikle gençler, öğrenciler ve öğretmenler bazında ilişkiler kurulmalı. Bu nedenle Meclis, Avrupa Gençlik Forumu'nu etkinliklerini bu alanda yamaya davet ediyor. Mesela, Avrupa Bölgesi Yüksek Öğretimi ile ilgili Kalifikasyonların Tanınması Sözleşmesi (ETS No. 165)'yle birlikte Avrupa Bölgesel Topluluklar ve Yönetimler Arasında Sınır ötesi İşbirliği Sözleşmesi Taslağı çerçevesinde Akdeniz Havzası'ndaki şehirlerle birlikte çeşitli eğitim ve kültür kurumlarının işbirliği desteklenmeli.