| |
KONSEY'DEN HABERLER
|
| Rusya Devlet Meclisi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Protokol 14’ü onaylamadı:Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Terry Davis’in Açıklaması |
22.12.2006
Ertelenmiş adalet, reddedilen adalettir; bu yüzden üzgünüm ki, Rusya Devlet Meclisi’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Protokol 14’ü onaylamaması üzerine, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin temel ve uzun soluklu birçok değişimi duraklamaya girmiştir.
detaylar
|
| Avrupa Konseyi İşkence Karşıtı Komitesi Yunanistan hakkında bir rapor yayımladı |
20.12.2006
Yunan hükümeti, Avrupa Konseyi İşkenceyi Önleme Komitesi (İÖK)’nden, Yunanistan’a Ağustos/Eylül 2005’te yaptıkları dördüncü periyodik ziyaretlerinde, yetkililerin de görüşlerini alarak bir rapor hazırlamalarını istedi.
detaylar |
“İnsanlar her zaman umutsuzluktan umuda doğru göç edecektir.”
Uluslararası Göç Günü’nde Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Terry Davis’in Açıklaması |
18.12.2006
İnsanlar göç eder. Bu her zaman olmuştur ve olacaktır da. Amaçları ne olursa olsun, insanlar taşınmaya devam edecektir- tutsaklıktan özgürlüğe, açlıktan hayatta kalmaya, yoksulluktan saygınlığa ve umutsuzluktan umuda doğru.
detaylar
|
| Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Kaliforniya ve Florida’daki idam kararlarına tepki gösterdi |
16.12.2006
Amerika Birleşik Devletleri’nde idam cezası, Kaliforniya’daki bir mahkemenin öldürücü enjeksiyonun anayasaya aykırılık kararı ve Florida valisinin, eyaletinde son yargılamada yaşanan korkunç tecrübeden sonra tüm idam yargılamalarını durdurma kararından sonra, ölüm döşeğindedir.
detaylar
|
Avrupa Konseyi pozitif ebeveynliği teşvik ediyor |
13.12.2006
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, ülkeleri ebeveynlik sorumluluklarının önemini anlamaya iten ve ebeveynlere sorumluluklarını yerine getirmeleri için tam destek sağlamak amacıyla bir tavsiye kararı çıkardı.
detaylar
|
| Avrupa Konseyi’nin Moldova, Gagauz Başkanı seçimi ikinci turunu denetleme amaçlı konferansı |
12.12.2006
Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Otoriteler Kongresi’nden bir delegasyon, 17 Aralık’ta yapılacak olan Gagauz Başkanı seçimleri ikinci turunu denetlemek amacıyla, 16-18 Aralık tarihlerinde Moldova’ya gidecek.
detaylar
|
| Avrupa Konseyi’nin Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan, Ukrayna ve Moldova ile geniş çaplı kültürel program için yaptığı konferans |
11.12.2006
Kiev Bölgesel Program Girişimi, 15 Aralık’ta Romanya Hükümeti’nin Bükreş’te, Ramada Otel, Calea Victoriei 38-40’da, ev sahipliği yaptığı bakanlar düzeyinde bir konferansla başlatılacak.
detaylar
|
| Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Terry Davis’in Dağlık-Karabağ’daki Oylama Konusundaki Görüşü |
09.12.2006
Şu ana kadar rapor edilenlere göre, Moskova hastanesinde çıkan ve en az 45 kişinin ölümüyle sonuçlanan yangın, önlenebilecek olan ve önlenmiş olması da gereken feci bir trajedidir.
detaylar
|
| Avrupa Konseyi Terörizme Karşı BM ve AGİT ile Birlikte |
09.12.2006
Bu Pazar ‘sözde’ Dağlık Karabağ otoriteleri tarafından organize edilen oylamanın yasal bir geçerliliği olamaz. Bu, uluslar arası toplum tarafından kabul görmeyecektir ve dolayısıyla bir sonucu olamaz.
detaylar
|
| Cenevre Reform Müzesi, 2007 Avrupa Konseyi Müze Ödülü’nü Kazandı. |
08.12.2006
Avrupa Konseyi Müze Ödülü 2007 yılı için Cenevre Uluslararası Reform Müzesi’ne verildi.Müze, Cenevre’deki insanların 1536 yılında Reformasyonu kabul etmek için oy verdikleri mekanda bulunuyor ve Müze, İncil, Calvin’in eseri, diğer Hıristiyanlık gelenekleriyle olan dini anlaşmazlıklar, Nantes Fermanı’nın iptali, faşizme karşı Protestan direniş, misyonerlik faaliyetleri ve bakanlıkta kadınların rolü gibi konularda sergilemeler içeriyor.
detaylar
|
| Avrupa’nın Ortasında 13 Yıllık Yasadışı Gözaltı - Uluslar arası İnsan Hakları Günü’nde Avrupa Konseyi Genel Başkanı Terry Davis’in Açıklaması |
08.12.2006
Bu yılın Uluslar arası İnsan Hakları Günü aynı zamanda, Ilie Ilascu, Andrei Ivantoc ve Tudor Petrov-Popa’nın sözde “ Transdniestria Moldova Cumhuriyeti” mahkemesi tarafından cezalandırılmalarının on üçüncü yıldönümüdür.
detaylar
|
| Eurimages 12 Avrupalı Ortak Prodüksiyonu Destekliyor |
08.12.2006
Bu yıl Paris’te (3-6 Aralık 2006) 103.sü düzenlenen toplantıda, Avrupa Konseyi Eurimages Fund Board of Management 12 filme, toplamda 4 275 000 Euro tutarında destek vermeyi kararlaştırdı.
detaylar |
AVRUPA iNSAN HAKLARI |
| |
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde Türkiye ile İlgili Kararlar
Adem Arslan v. Türkiye - Madde 6-1’in İhlali (adillik)
Davacı Adem Arslan, 1974 yılında doğan ve Ordu (Türkiye)’da yaşayan bir Türk vatandaşıdır.
detaylar için tıklayınız
|
Osman v. Türkiye - Madde 6-1’in İhlali (uzunluk)
Yavuz ve Osman v. Türkiye
Davacı, Abdülmenaf Osman 1965’te doğmuş olan bir Suriye vatandaşıdır ve şu anda Gaziantep Hapishanesi’nde gözaltında tutulmaktadır. Hasan Yavuz ise, 1955’te doğmuş olan bir Türk vatandaşıdır ve Batman’da yaşamaktadır.
detaylar için tıklayınız
Güvenç ve Diğerleri v. Türkiye- Madde 1 (Protokol 1) İhlali
Hepsi Türk vatandaşı olan davacılar, devletin istimlak için ödemesi gereken ekstra zarar için gerekli süreyi geçirdiğinden dolayı şikayette bulundu. Bu bağlamda, Protokol 1-Madde 1’e dayandılar (mülkiyetin korunması).
detaylar için tıklayınız
Pamuk v. Türkiye- Madde 1 (Protokol 1) İhlali
Davacı Nazlı Pamuk, 1943 yılında doğmuş olan ve İzmir (Türkiye)’de yaşayan bir Türk vatandaşıdır.
detaylar için tıklayınız
Paşa ve Erkan Erol v. Türkiye Davası
Temel Gerçekler:
Davacı olan Paşa Erol ve oğlu Erkan, sırasıyla 1943 ve 1986 yıllarında doğan ve Tunceli (Türkiye)’de yaşayan Türk vatandaşlarıdır.
detaylar için tıklayınız
Xenides-Arestis v. Türkiye
Bu dava, Ağustos 1974’ten beri, Türkiye’nin Temmuz-Ağustos 1974’te Kuzey Kıbrıs’a yaptığı askeri operasyonları takiben, evinde yaşamasına, mülküne girişine, mülkünün kullanılmasına ve mülkünden yararlanmasına engel olunan Kıbrıslı bir şahısla ilgilidir.
detaylar için tıklayınız
|
|
|
Sayın René Van Der Linden’in 2006 değerlendirmesi |
Avrupa Konseyi Bülteninin Türk okuyucuları için Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanı René Van der Linden 2006 yıl sonu özel olarak şu değerlendirmeyi yapmıştır:
2006 yılı Türkiye’yi pek çok belirsizlikle karşı karşıya bırakmıştır: Avrupa Birliği’ne katılım, Irak’taki kaos, Iran’ın nükleer silahları.
Bunlarla beraber belirgin olan Türkiye’nin geleceğinin Avrupa ile birlikteliğidir. Türk halkının Avrupa emellerini hayal kırıklığına uğratamayız.
Muazzam potansiyeli olan dinamik ve laik bir demokrasi; Asya’nın yol kavşaklarında Müslüman bir ülke olarak Türkiye Avrupa’nın karşılaştığı sorunların pek çoğunu yansıtmaktadır. Fakat, bu Türkiye Avrupa’nın sorunlarının bir bölümü demek değildir; aksine Türkiye çözümün bir bölümüdür.
Avrupa Konseyi bakımından Türkiye’nin hasleti tartışılamaz. İlk üyelerden biri olan Türkiye, müşterek değerlerimiz olan demokrasi, insan hakları ve yasa düzeni uygulamaları bakımından muazzam ilerleme kaydetmiştir.Başkanı olarak Parlamenterler Meclisi’nin yaptığı ve yapmaya devam edeceği yaşamsal katkı dolayısıyla gurur duyuyorum ve Türk delegasyonu ile süregelen yapıcı işbirliğine de teşekkür ediyorum.
Avrupa Konseyi’nin standardları Avrupa Birliği’nin Kopenhag kriterlerinin esasını oluşturur. Eğer Türkiye’nin müracaatı başarılı olacak ise demokratik reform yolunda ısrarcı olmalıdır.
Türkiye, gelecekteki AB üyeliğine ne kadar ihtiyaç duyuyor ve buna layık ise, aynı derecede AB de Türkiye’ye ihtiyaç duymaktadır ve ona layıktır.
AB uzun zamandır bekleyen vaadlerini yerine getirmeli ve hakça davranmalıdır, yeni engeller çıkarmamalıdır. AB bireysel üyelerin ulusal çıkarları yüzünden dengesi bozulmayan uzun vadelı stratejik bir vizyon geliştirmelidir.
Orta Asya ve Orta Doğu hudutlarıyla Türkiye, barış ve güvenlik sorunlarına komşu olduğu kadar ticaret ve enerji fırsatları taşımaktadır ki, bunlara Avrupa’nın eşgüdümlü bir cevabı olmalıdır.
Türkiye, İspanya ile birlikte Medeniyetler İttifakı girişiminin ortağı olarak, ayni zamanda kültürler ve dinler arası diyaloga yaşamsal bir katkıda bulunmaktadır. Papa Benedict XVI’nın yakın zaman önce yaptığı ziyaret Türkiye’nin kültürler ve dinler arasında bir köprü olarak tarihi rolünü de vurgulamıştır.
Bu itibarla, tüm-Avrupa değer toplumun kalbinden bütün Türk dostlarımıza 2007 yılı için barış ve saadet dileklerimizi sunarım.
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanı
René Van Der Linden |
Sayın Daryal Batıbay’ın Konsey faaliyetlerini Türkiye bakımından bir değerlendirmeleri |
2006 YILI AVRUPA KONSEYİ DEĞERLENDİRMESİ
Avrupa Konseyi (AK) Bakanlar Komitesi dönem başkanlığı 2006 yılı içinde sırasıyla Romanya, Rusya Federasyonu (RF) ve San Marino tarafından üstlenilmiş ve bu nedenle AK’nin 2006 yılı öncelikleri bu devletler tarafından belirlenmiştir. Romanya 17 Kasım 2005 tarihinde üstlendiği dönem başkanlığı görevini 19 Mayıs 2006 tarihinde RF’ye devretmiş, RF’nin altı aylık dönem başkanlığının sonunda bu görev 15 Kasım 2006 tarihinde San Marino’ya geçmiştir. 2006 yılının ilginç özelliklerinden birisi, AK Bakanlar Komitesi dönem başkanlığının AK tarihinde ilk defa RF tarafından üstlenilmiş olmasıdır.
2006 yılı içinde her üç devlet tarafından ortak öncelikli konular olarak belirlenen ve sürekli AK gündeminde kalan hususlar; AK III. Zirve Kararları’nın uygulanması, AK insan hakları denetim mekanizmalarının kuvvetlendirilmesi, kültürler ve dinler arası diyalog ve AK’nin diğer uluslararası kuruluşlar ile işbirliğinin geliştirilmesi konuları olmuştur.
Bu çerçevede, 2006 yılı içinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) yapısını değiştirecek “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Ek 14 No’lu Protokol”ün onaylanması sürecinde önemli adımlar atılmış ve sözkonusu Protokol Rusya Federasyonu dışında 46 üye ülke tarafından onaylanmıştır. Sözkonusu Protokol’ün yürürlüğe girmesiyle, AİHM’nin yapısı değişecek ve böylece AİHM önündeki yüksek dava sayısının mahkemenin işleyişini yavaşlatması önlenecektir. (RF, anılan protokolü 4 Mayıs 2006 tarihinde imzalamış ancak henüz onaylamamıştır. Protokolün yürürlüğe girmesi RF tarafından onaylanmasına bağlıdır.) Yine, AİHM’nin etkinliğinin arttırılması hakkında rapor hazırlamakla görevlendirilen “Akil Adamlar” grubu, raporunu 14 Kasım 2006 tarihinde AK Delegeler Komitesi’ne sunmuştur.
Kültürler ve dinlerarası diyalogun geliştirilmesi konusu, 2006 yılı içinde, AK’nin önemli gündem maddelerinden birini teşkil etmiştir. Varşova’da yapılan AK III. Zirvesi sonuç bildirgesinde de yer alan bu konu, tüm dönem başkanlıkları tarafından öncelikler arasına alınmış ve bu çerçevede bir dizi seminer ve konferanslar düzenlenmiştir. 7-8 Eylül 2006 tarihinde RF’nin Nizhniy Novgorod kentinde düzenlenen kültürler ve dinlerarası diyalog konulu konferansta “Volga Forum Deklarasyonu” kabul edilmiş ve AK’ye dini kurumlar ile düzenli diyalog mekanizması kurması ve medyaya dinsel ve kültürel çeşitlilik konusunda sorumlu davranması konularında çağrıda bulunulmuştur. Yine Varşova Zirvesi kararları çerçevesinde, kültürlerarası diyalog konusunda bir “beyaz kitap” hazırlanması çalışmalarına 2006 yılı içinde başlanmıştır.
2006 yılı içinde, her üç dönem başkanlığı tarafından özellikle üzerinde durulan konulardan biri de AK’nin diğer uluslararası kuruluşlarla işbirliği konusu olmuştur. AK’nin, BM ve AGİT ile işbirliği daha önce çizilen çerçevede devam ederken, AK-AB işbirliği konusunda 2006 yılında imzalanması öngörülen Anlayış Muhtırası tüm çabalara rağmen metin üzerinde uzlaşmaya varılamadığı için sonuçlanamamıştır. AK-AB işbirliği konusunun tartışılması, özellikle 11 Nisan 2006 günü Lüksemburg Başbakanı Jean Claude Juncker’in Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nde (AKPM) sunduğu rapor ile ivme kazanmıştır. Juncker’in raporunda tavsiye edilen hususları temel alacak bir muhtıra hazırlanması konusunda başlayan müzakereler 2007’de sürdürülecektir.
Romanya Dönem Başkanlığı sırasında, AK Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’nin (YBYK) öncülüğünde 30 Mayıs 2006 tarihinde Köstence’de Karadeniz-Avro Bölgesi’nin kurulması yönünde ilk adım atılmış ve Avrupa’daki sosyal sorunlar konusunda çalışacak Yüksek Seviyeli Sosyal Uyum görev gücü oluşturulmuştur. Rusya Dönem Başkanlığı sırasında ise, ağırlık tüm Avrupa’yı kapsayacak ve bölünme çizgileri olmayan bir hukuk alanı yaratılmasına, evrensel seçim standartlarının belirlenmesine, AK III. Zirve kararları çerçevesinde sosyal hakların geliştirilmesine ve demokrasinin geleceği konularına verilmiştir. 15 Kasım 2006 tarihinde başlayan ve Mayıs 2007’de sona erecek olan San Marino dönem başkanlığı sırasında ise, kadın ve çocuk haklarının AK üyesi ülkelerde korunması konusuna öncelikli olarak eğilineceği açıklanmıştır.
AK çerçevesinde 2006 yılında gerçekleştirilen bir diğer önemli faaliyet de, 28 Kasım 2006 tarihinde Madrid’de yapılan hükümetlerarası konferans ile başlatılan “Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Kampanyası”dır. 2007-2008 yılları arasında tüm AK üyesi ülkelerde uygulanacak kampanya stratejisi, aralarında Prof. Dr. Feride Acar’ın da bulunduğu sekiz kişilik bir komite tarafından hazırlanmıştır. Sözkonusu kampanya, ülkemizde aynı konuda hükümetimizin ve basının desteği ile yürütülmekte olan kampanya ve onun hedefleri ile tamamen örtüşmektedir. Madrid’de yapılan konferansa, hükümetimiz adına Devlet Bakanımız Sayın Nimet Çubukçu başkanlığındaki bir heyet ile katılınmıştır. Konu AKPM Yaz 2006 oturum gündemine de gelmiş ve “Kadına Karşı Şiddetle Mücadele İçin Birleşik Parlamentolar” başlıklı raporun görüşülmesi sırasında BM Kadına Karşı Şiddet Özel Raportörü Dr. Yakın Ertürk Genel Kurul’a hitap etmiştir.
Ülkemiz, Varşova’da düzenlenen AK Üçüncü Zirvesi sırasında imzaya açılan üç sözleşmeden biri olan “Terörizmin Önlenmesi Sözleşmesi”ni 19 Ocak 2006 tarihinde imzalamış olup, anılan sözleşmenin onay sürecinin en kısa zamanda bitirilmesi beklenmektedir. Varşova Zirvesi sırasında imzaya açılan diğer iki sözleşme olan, “Suçtan Kaynaklanan Gelirlerin Aklanması, Araştırılması, El Konulması, Ele Geçirilmesi ile Terörizmin Finansmanı Sözleşmesi” ile “İnsan Ticaretine Karşı Avrupa Sözleşmesi” ise inceleme aşamasındadır.
Yılda dört defa yapılan AKPM Genel Kurum Oturumları, 2006 yılı içinde AK faaliyetlerine yön vermiştir. AKPM Genel Kurul toplantıları sırasında birçok konuda raporlar tartışılarak, karar ve tavsiye kararları kabul edilmiştir. Bu raporlardan, AKPM 2006 Kış oturumunda kabul edilen “Totaliter komünist rejimlerin suçlarının uluslararası alanda kınanma ihtiyacı” ve AKPM 2006 Yaz oturumunda kabul edilen “AK üyesi ülkelerin de müdahil olduğu gizli gözaltı merkezleri ve gözaltına alınan kişilerin hukuk dışı şekilde ülkelerarası transferleri” başlıklı raporlar hem kamuoyunu hem de AK gündemini uzun süre meşgul etmiştir.
Avrupa Konseyi’nin kurucu üyelerinden biri olan Türkiye, AK faaliyetlerine 2006 yılında da önceki yıllarda olduğu gibi aktif şekilde katılmıştır. Sayın Başbakanımızın 28 Haziran 2006 tarihinde AKPM Genel Kurul Oturumu’na “ifade özgürlüğü ve dini inançlara saygı” başlıklı rapor çerçevesinde katılması ve bu çerçevede AKPM’ye hitabı, Danimarka’da yaşanan karikatür krizi sonrası gelişen olaylar çerçevesinde hükümetimizin görüşlerinin Avrupalı parlamenterlere aktarılmasına vesile olmuş ve geniş ilgi görmüştür. AKPM Genel Kurulları sırasında ülkemize ilişkin iki önemli yazılı bildiri de yayımlanmıştır. Bunlardan ilki AKPM Kış 2006 Genel Kurul oturumu sırasında 75 AKPM üyesi tarafından imzalanarak hükümetimizce açıklanan Kıbrıs Eylem Planı’na destek vermekte, ikincisi ise AKPM Bahar Genel Kurul Oturumu sırasında 153 AKPM üyesinin imzasıyla yayımlanarak PKK terörünü kınamaktadır. 2006 yılı içinde, Anayasa Mahkemesi Başkanı Sayın Tülay Tuğcu AİHM’nin açılış törenine konuşmacı olarak katılmak üzere 17-21 Ocak 2006 tarihleri arasında Strazburg’u ziyaret etmiş, yine Yargıtay Başkanı Sayın Osman Arslan 18-22 Haziran 2006 tarihleri arasında görüşmelerde bulunmak üzere AİHM’ye ziyarette bulunmuştur. AKPM Başkanı Van der Linden ise 25-29 Ekim 2006 tarihleri arasında Türkiye’ye giderek başta Sayın Bakanımız olmak üzere makamlarımızla görüşmelerde bulunmuştur. AK İnsan Hakları Komiseri Hammerberg 1-3 Kasım tarihlerinde ülkemizi ziyaret etmiş ve Sayın Dışişleri Bakanımzı ve diğer üst düzey yetkililerle temaslarda bulunmuştur.
2006 yılında, AİHM’nin aldığı bazı kararlarla ülkemiz açısından hukuksal ve siyasal önemi bulunan konularda önemli açılımlar sağlanmıştır: Bu çerçevede, 12 Ocak 2006 tarihli İçyer kararıyla AİHM, 90’lı yıllarda terör ve terörle mücadele çerçevesinde alınan önlemler sonucunda zarar gören vatandaşlarımızın mağduriyetlerinin giderilmesi için ülkemizde terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkındaki Kanun Hükümleri uyarınca oluşturulan Zarar ve Tazmin komisyonlarının etkin bir iç hukuk yolu oluşturduğunu kabul etmiş ve bu şekilde AİHM gündemindeki binlerce başvurunun sözkonusu komisyonlara yönlendirilmesi sağlanmıştır. AİHM, 7 Aralık 2006 tarihli Xenides-Arestis kararıyla da, KKTC’nin kurmuş olduğu Taşınmaz Mal Komisyonu’nun (TMK) AİHS’nin gereklerini karşıladığını saptamış bulunmaktadır. Böylece bu konuda da iç hukuk yolu oluşturulması açısından önemli açılış sağlanmış olmaktadır.
Ülkemizde son yıllarda gerçekleştirilen reformlar ve bunların uygulanması sonucu ulusal mevzuatımız giderek Avrupa norm ve standartlarına daha da yaklaşmıştır. Bunun en gözle görülür sonucu AİHM’ne Türkiye’den yapılan başvuru sayısında görülen özlü azalmadır. Eldeki son istatiki bilgiler olan 2005 yılında, Türkiye’den AİHM’ye yapılan başvuru sayısı, bir önceki yıl olan 2004’e göre, üçte bir oranında azalarak 2403’e düşmüştür. Yıllık başvuru sayısı açısından AK ülkeleri arasında Türkiye, Rusya, Polonya, Romanya, Ukrayna ve Fransa’dan sonra altıncılığa inmiştir. Ayrıca 90’lı yıllardaki başvurulara konu olan faili meçhul cinayetler ve köy yakma gibi ağır ihlal iddiaları artık görülmemekte, ülkemizden yapılan başvurular diğer AK ülkelerinin çoğunda olduğu gibi hukuki-teknik nitelik kazanmış bulunmaktadır.
Özetle ülkemiz, Avrupa Birliği ile kurmuş olduğu gümrük birliğinin yanı sıra, Avrupa Konseyi çerçevesinde, AİHS ve AİHM içtihadı ile oluşmuş olan ve temel hak ve temel özgürlükler temelindeki ortak hukuk alanına uyum açısından da önemli ilerleme sağlamış bulunmaktadır.
Avrupa Konseyi Nezdindeki Türkiye Daimi Delegesi
Büyükelçi Daryal Batıbay |
Sayın Gülsün Bilgehan’ın “Kadına Yönelik Aile İçi Şiddete Son” kampanyasıyla ilgili değerlendirmeleri |
27 Kasım 2006 günü, Madrid’de, Avrupa Konseyi’nin “Kadına yönelik Aile İçi Şiddete Son” kampanyası başlatıldı. Tanıtımı, İspanya Başbakanı Zapatero yaptı. 2006-2008 yıllarını kapsayacak bir dönemde gündemde kalacak kampanyaya, Avrupa Konseyi üyesi 46 ülkenin parlamentoları katılıyor.
Aile içi şiddet, ülke, sınıf, eğitim farkı gözetmeyen ve bütün Avrupa ülkelerini ilgilendiren ciddi bir sorun. Bu sorunu artık, “aile içi bir mesele” olarak görmek mümkün değil. Bu yüzden Avrupa Konseyi, çağımızın derdi olarak görülen bu yaraya çözüm bulmak, parlamentolar arasında dayanışma sağlamak, şiddeti önleyici ve yaptırım sağlayıcı yasalar çıkarmak ve uygulamaları denetlemek üzere, üyelerini bir araya getirmek ve ortaklaşa çalışmak için karar aldı.
Kampanya kapsamında, iki yıl boyunca, konu ile ilgili konferanslar düzenlenecek, paneller yapılacak, kamuoyu bilgilendirilecek ve şiddet kurbanlarına yardım eli uzatılacak. Bugüne kadar, aile içinde kalan, sesini çıkaramayan mağdurlara çözüm önerileri götürülecek. Her parlamento kendi bünyesinde çalışmaları sürdürecek ve oluşan gruplar aralarında bilgi alışverişi yapacak. Kampanyanın Türkiye koordinatörlüğü, Avrupa Konseyi Eşitlik Komisyonu üyesi, Ankara milletvekili olarak bana verildi.
Türkiye, aile içi şiddet konusunda özel bir konumda bulunuyor. Yasal düzeyde, ülkemiz diğer ülkelerin çoğundan ilerde. 1998 yılında çıkarılan 4320 sayılı “Aileyi Koruma Kanunu” pek çok bakımdan önemli maddeler içeriyor. Ayrıca yeni çıkan Belediyeler Kanununda öngörülen, nüfusu 50000’in üzerindeki yerleşim bölgelerinde sığınma evi kurulması şartı, Avrupa Konseyi raporlarında “örnek karar” olarak gösterildi.
Ancak, ülkemizde aile içi şiddet, yapılan araştırmalara göre, Avrupa Konseyi üyeleri içinde en yüksek düzeyde. Bazı verilere göre, fiziksel şiddet %34 civarında. Kabul edilen yasaların uygulanması ise ne yazık ki istenilen oranda değil. Sığınma evlerinin sayısı ancak 30’u buluyor. Şiddet kurbanı kadınlarımız haklarının farkında değiller. Ayrıca, yargı mensupları ve kolluk güçlerinde bile bilgi eksikliği var. Şiddet hala evlerde, dört duvar arasında kalıyor.
Bir insanlık suçu olan “Töre Cinayetleri” konusunda ise, Avrupa Konseyi ülkeleri içinde sanık sandalyesinde oturan tek ülkeyiz. Gerçi, sorun artık göçmen kültürlerinin yaşandığı her ülkeyi ilgilendiriyor. Bütün çabalara, değiştirilen Ceza Kanununa rağmen, ülkemiz bu ayıbın önüne geçemedi. Avrupa Konseyi kampanyasının özellikle töre cinayetlerinin önüne geçilmesi için yararlı olacağı düşünülüyor. Ancak hepimiz biliyoruz ki, yüzyılların çağdışı zihniyetini değiştirmek, yasalar çıkarmaktan çok daha zor. Bunu başarmak için, tıpkı, Cumhuriyetimizin ilk yıllarındaki gibi bir kararlılığa ve siyasi iradeye ihtiyaç var.
Avrupa Konseyi Eşitlik Komisyonu Üyesi, Ankara milletvekili
Gülsün Bilgehan
|
|