AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ - 116

08.08.2006

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Mahkeme Kararı Hüseyin Esen Türkiye’ye Karşı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, komisyon kararında Hüseyin Esen’in Türkiye davasını bildirdi. (Başvuru numarası: 49048/99)

Mahkeme oybirliğiyle şu ihlallerin varlığını kabul etti:

- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi madde 3’ün ihlali (işkencenin yasaklanması), polis gözetimindeyken başvuranın işkenceye maruz kalması.

- Sözleşmenin 13. maddesinin ihlali (etkili başvuru hakkı)

- Madde 5/3’ün ihlali (özgürlük ve güvenlik hakkı), başvuranın duruşma zamanına kadar gereğinden uzun alıkonulması.

- Madde 5/4’ün ihlali (hapis kararının mahkeme tarafından kanuna uygun ve hızlı bir şekilde alınması hakkı)

- Madde 6/1’in ihlali (makul bir sürede adil yargılanma hakkı)

     
Madde 41  altında (hakkaniyete uygun tahmin) mahkeme başvurana 10000 Euro manevi zarar ve 1000 Euro masraflar için tazminat vermiştir. (Yargılama sadece Fransa’da mevcut)

         BAŞLICA HUSUSLAR:
Başvuran Hüseyin Esen 48 yaşında Ankara’da yaşayan bir Türk vatandaşıdır. 9 Eylül 1996’da başvuran Marxist- Leninist Komünist Parti üyesi olması şüphesiyle yakalandı ve İstanbul Güvenlik Müdürlüğünün anti-terörizm şubesinin merkezi binasında polis gözetimine alındı.

Başvuran polis gözetimindeyken, polis memurları tarafından itiraf ettirilmek için kendisine kötü muamelede bulunulduğunu iddia etmiştir. Memurlar Hüseyin Esen’e vurdular, kollarından astılar, suyla ıslattılar, öldürmekle tehdit ettiler ve elektrik şokları uyguladılar. Daha sonra baskı altında yasadışı bir örgütün üyesi olduğunu ve faaliyetleri içinde bulunduğunu itiraf ettiği bir belge imzalandı.

18 Eylül 1996’da Hüseyin Esen’i İstanbul Adli Tıp Hastanesinde muayene eden doktor göğsünde ve koltuk altında farklı boyutlarda kırmızı çürüklerin bulunduğunu tespit etti.Doktor başvuruyu yapana 7 günlük rapor verdi. Başvuru sahibi tarafından kötü davranma konusunda ileri sürülen iddia söz konusu yaralarla iddialıydı. Aynı gün başvuru sahibi hakim karşısına çıkarılmadan önce alıkonuldu. Anayasaya uygun düzeni yok etmek amacıyla kuvvet kurmak ve devlete anayasal düzeninin yerine Marxist-Leninist prensipleri koymayı amaçlamakla suçlanan başvuru sahibine karşı ceza davaları kuruldu.

         Başvuru sahibi temize çıkmak için birkaç kez talepte bulundu. İstanbul Devlet Mahkemesi davanın içeriği, kanıt ve saldırının niteliği nedeniyle bu talepleri reddetti. Buna karşın başvuru sahibi 30 Ocak 2002’de temize çıktı.

31 Ocak 2003 Devlet Güvenlik Mahkemesi başvuru sahibini suçlu buldu ve 12 yıl 6 ay hapse mahkum etti. bu kararı bir tarafa koyarsak, dava İstanbul Yargı Mahkemesi tarafından ertelenmiştir.
14 ekim 1996’da başvuru sahibi ve diğer 16  davalı kendilerine polis gözetimindeyken sorguya çeken yedi polis memurunun kendilerine kötü muamele ettiği iddiasıyla şikayette bulundular. 25 Nisan 2002’de yargı mahkemesi yapılan davranışların tümünü işkence olarak kabul etti ve polis memurlarının 11 ay 20 günden 1 yıl 2 ay süre kadar hapse mahkum etti ve geçici olarak görevlerinden uzaklaştırdı. Mahkeme buna karşılık 5Mayıs 2004’de davanın zaman aşımına uğradığını duyurdu.

Mahkeme Prosedürü  ve Düzenlemesi

26 Mayıs 1999’da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru yapılmış ve 9 Eylül 2004’te kısmi olarak kabul edilemez olduğu duyuruldu.
Yargılama 7 kişilik hakim kurulu tarafından yapılmış, hakimler:
Nicolas Bratza (İngiliz) Başkan
Giovanni Bonello (Maltalı)
Rıza Türkmen (Türk)
Matti Dellanpaa (Finladiyalı)
Kristaq Traja(Arnavut)
Lech Garlicki (Polonyalı)
Ljiljana Mijovic (Bosna Hersek)
Ve ayrıca Lawrence Early, bölüm kayıt memuru

3) Yargılama Sürecinin Özeti

Şikayetler

Başvuru sahibi , polis gözetimindeyken polislerin sorumsuzluğu nedeniyle maruz kaldığı muameleden şikayet etti. Ayrıca duruşma zamanına kadar makul süreden uzun tutuklu kalması, alıkonulmasının kanuna uygun olmadığı konusunda itiraz edememesi ve kendisine karşı açılan ceza davasının uzun olması ve adil olmamasından şikayet etmiştir. Başvuru sahibi şikayetlerini 3, 13, 5 ve 6/1. maddelere dayandırmıştır.

Mahkeme Kararı

Madde 3:

Polis gözetiminden hemen sonra  başvuru sahibinin kötü muamele gördüğü ve 7 günlük tıbbi rapor aldığı mahkeme tarafından belirlendi. İstanbul Yargı Mahkemesi ceza kanununun 243.maddesine göre başvuru sahibine karşı gerçekleştirilen davranışların işkenceye girdiğini tespit etti. Bu şartlar altında mahkeme bütün olarak muamelenin başvuran üzerinde şiddete yol açtığını göz önünde bulundurarak muamelenin sürekliliğinin ve amacının özellikle ciddi ve dayanılmaz olduğunu, aşırı acı ve ızdıraba yol açtığını kabul etmiştir. Bu nedenle bunlar işkence olarak nitelendirilmelidir. Aynı şekilde mahkeme başvurana işkence yapılarak madde 3’ün ihlal edildiğini bildirmiştir.

Madde 13:

Başvuru sahibinin şikayeti üzerine mahkemenin gözetiminde yapılan incelemede polis memurlarının işkence yaptıkları mahkeme kararı ile tespit edilmiştir. Fakat ceza davası 5 yılın sonunda zaman aşımına uğramış ve alınan mahkeme kararı iptal edilmiştir. Mahkeme araştırmanın ve ceza davasının düzgün bir şekilde incelenip incelenmediğini ve hukuki davanın yürürlükte olup olmadığını belirtmek zorundadır. Bu bağlamda mahkeme, yargı mahkemesine şikayet iletildikten sonra polis memurlarını yargılamak için 5 yıl beklediğini ve temyiz mahkemesinin de davayı incelemesinin 2 yıl sürdüğünü belirtmiştir. Davanın ilerleyip temize çıkması için Türk hükümeti kanıt bulamadı.
Mahkeme hukuki otoritelerin bir görevinin de ceza davalarının zaman sınırlamasından önce sonuçlandırılması için yetki alanına giren her şeyi yapmaları olduğunu göz önünde bulundurdu. Kötü muamele iddiasıyla açılan davalarda hukukun üstünlüğü, kamu güvenliği ,yasadışı hareketlere tolerans gösterilmeyeceğini kanıtlamak için otoriteler tarafından hemen cevap verilir. Başvuru sahibinin davasında mahkemenin ilk merciinde polis memurları aleyhine somut kanıtların bulunmasına rağmen mahkeme polis memurlarının tam bağışıklığa  sahip olduğunu belirtti. Bu durumda mahkeme Türk otoritelerinin, polis memurlarının fiili otoritelerini kullanmasını engellemek için hemen bir girişimde bulunmadığı görüşündedir. Daha sonra ise mahkeme madde 13’e aykırılık olduğunu belirlemiştir.

Madde 5/3 ve 4:

Mahkeme başvuru sahibinin dava sırasında 5 yıl 4 ay alıkonulduğunu belirtti. Ama verilen bilgilere göre başvuranın alıkonulması sırasında hukuk otoriteleri başvuru sahibinin kanıtlarının ortadan kaybolması  ya da imha edilmesi konusunda bu kadar ısrarcı olması riskini belirtmede başarısız oldu. Ayrıca her ne kadar ‘kanıt devleti’ mevcut olan ve varlığını sürdüren yasalara aykırılığın bir işareti ise de genellikle bu durumlar konuyla ilgili etkenler olabilir, bunlar alıkonulmanın bu denli uzun olmasının geçerli nedeni değildir. Sonuç olarak, mahkeme madde 5/3’e aykırılık olduğunu tespit etmiştir.
Mahkeme başvuru sahibi tarafından yapılan tüm temize çıkma taleplerinin aynı nedenlerle reddedildiğini gözlemledi. Başvuru sahibinin dava sırasında alıkonulmasına, kanuna uygun olarak meyden okuması için etkili bir yol olmadığı göz önünde bulunduruldu. Buradan da madde 5/4’ün ihlali söz konusudur.

Madde 6/1:

Mahkeme davalardaki sorunun 9yıl 6 aydan fazla sürede sonlanması olduğunu belirtti. Bu gibi durumlarda genellikle sürenin aşırı ve gereğinden fazla olmayan bir zamanda olması gerektiği göz önünde tutulur. Bu noktada madde 6/1’in ihlali söz konusudur.

 

 Bu web sitesi 'Dış Politika Enstitüsü' tarafından hazırlanmıştır.
Sorumluluğu 'Dış Politika Enstitüsü'ne aittir.

Dış Politika Enstitüsü
Bilkent Üniversitesi Doğu Kampüsü / Ankara
Tel: (90) (312) 266 28 69 - 266 28 70 Fax: (90) (312) 266 28 71
e-mail: fpi@foreignpolicy.org.tr