|
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ - 116
08.08.2006 Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Mahkeme Kararı Hüseyin Esen Türkiye’ye Karşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, komisyon kararında Hüseyin Esen’in Türkiye davasını bildirdi. (Başvuru numarası: 49048/99) Mahkeme oybirliğiyle şu ihlallerin varlığını kabul etti: - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi madde 3’ün ihlali (işkencenin yasaklanması), polis gözetimindeyken başvuranın işkenceye maruz kalması. - Sözleşmenin 13. maddesinin ihlali (etkili başvuru hakkı) - Madde 5/3’ün ihlali (özgürlük ve güvenlik hakkı), başvuranın duruşma zamanına kadar gereğinden uzun alıkonulması. - Madde 5/4’ün ihlali (hapis kararının mahkeme tarafından kanuna uygun ve hızlı bir şekilde alınması hakkı) - Madde 6/1’in ihlali (makul bir sürede adil yargılanma hakkı) BAŞLICA HUSUSLAR: Başvuru sahibi temize çıkmak için birkaç kez talepte bulundu. İstanbul Devlet Mahkemesi davanın içeriği, kanıt ve saldırının niteliği nedeniyle bu talepleri reddetti. Buna karşın başvuru sahibi 30 Ocak 2002’de temize çıktı. Mahkeme Prosedürü ve Düzenlemesi 26 Mayıs 1999’da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru yapılmış ve 9 Eylül 2004’te kısmi olarak kabul edilemez olduğu duyuruldu. 3) Yargılama Sürecinin Özeti Şikayetler Başvuru sahibi , polis gözetimindeyken polislerin sorumsuzluğu nedeniyle maruz kaldığı muameleden şikayet etti. Ayrıca duruşma zamanına kadar makul süreden uzun tutuklu kalması, alıkonulmasının kanuna uygun olmadığı konusunda itiraz edememesi ve kendisine karşı açılan ceza davasının uzun olması ve adil olmamasından şikayet etmiştir. Başvuru sahibi şikayetlerini 3, 13, 5 ve 6/1. maddelere dayandırmıştır. Mahkeme Kararı Madde 3: Polis gözetiminden hemen sonra başvuru sahibinin kötü muamele gördüğü ve 7 günlük tıbbi rapor aldığı mahkeme tarafından belirlendi. İstanbul Yargı Mahkemesi ceza kanununun 243.maddesine göre başvuru sahibine karşı gerçekleştirilen davranışların işkenceye girdiğini tespit etti. Bu şartlar altında mahkeme bütün olarak muamelenin başvuran üzerinde şiddete yol açtığını göz önünde bulundurarak muamelenin sürekliliğinin ve amacının özellikle ciddi ve dayanılmaz olduğunu, aşırı acı ve ızdıraba yol açtığını kabul etmiştir. Bu nedenle bunlar işkence olarak nitelendirilmelidir. Aynı şekilde mahkeme başvurana işkence yapılarak madde 3’ün ihlal edildiğini bildirmiştir. Madde 13: Başvuru sahibinin şikayeti üzerine mahkemenin gözetiminde yapılan incelemede polis memurlarının işkence yaptıkları mahkeme kararı ile tespit edilmiştir. Fakat ceza davası 5 yılın sonunda zaman aşımına uğramış ve alınan mahkeme kararı iptal edilmiştir. Mahkeme araştırmanın ve ceza davasının düzgün bir şekilde incelenip incelenmediğini ve hukuki davanın yürürlükte olup olmadığını belirtmek zorundadır. Bu bağlamda mahkeme, yargı mahkemesine şikayet iletildikten sonra polis memurlarını yargılamak için 5 yıl beklediğini ve temyiz mahkemesinin de davayı incelemesinin 2 yıl sürdüğünü belirtmiştir. Davanın ilerleyip temize çıkması için Türk hükümeti kanıt bulamadı. Madde 5/3 ve 4: Mahkeme başvuru sahibinin dava sırasında 5 yıl 4 ay alıkonulduğunu belirtti. Ama verilen bilgilere göre başvuranın alıkonulması sırasında hukuk otoriteleri başvuru sahibinin kanıtlarının ortadan kaybolması ya da imha edilmesi konusunda bu kadar ısrarcı olması riskini belirtmede başarısız oldu. Ayrıca her ne kadar ‘kanıt devleti’ mevcut olan ve varlığını sürdüren yasalara aykırılığın bir işareti ise de genellikle bu durumlar konuyla ilgili etkenler olabilir, bunlar alıkonulmanın bu denli uzun olmasının geçerli nedeni değildir. Sonuç olarak, mahkeme madde 5/3’e aykırılık olduğunu tespit etmiştir. Madde 6/1: Mahkeme davalardaki sorunun 9yıl 6 aydan fazla sürede sonlanması olduğunu belirtti. Bu gibi durumlarda genellikle sürenin aşırı ve gereğinden fazla olmayan bir zamanda olması gerektiği göz önünde tutulur. Bu noktada madde 6/1’in ihlali söz konusudur. |
|
Bu
web sitesi 'Dış Politika Enstitüsü' tarafından hazırlanmıştır. Dış
Politika Enstitüsü |