Salduz y. Türkiye (no. 36391\02)
Strazburg, 13.02.2008


Davacı Yusuf Salduz; 1984 doğumlu bir Türk vatandaşı ve İzmir’de (Türkiye) ikamet etmektedir. Dava, Temyiz Mahkemesi Savcısı’nın arz etmiş olduğu gibi, Yusuf Salduz’un hukuk avukatı eksikliği sebebiyle, olayla ilgili ortak bir yol ve anlaşma sağlanamadığı için bu süreçte polis nezaretinde tutulması dolayısıyla açılmıştır.

29 Mayıs 2001 tarihinde davacı, tutuklu olan PKK liderini (Kürdistan İşçi Partisi, yasadışı organizasyon) destekleyici, yasadışı bir gösteride katılımcı olma ve gösteri yapma suçundan ve şüphesinden tutuklanmıştır. Ayrıca Yusuf Salduz, köprüde yasadışı pankart açmak ve sallamaktanda suçlanmıştır.

30 Mayıs 2001 tarihinde davacı polise verdiği ifadede kanunları kabul ettiğini belirtmiştir. Fakat akabinde, davacı polise vermiş olduğu ifadenin içeriğini yalanlamış ve polisin baskısıyla ifade verdiğini, polisin zorlaması sonucu konuştuğunu iddia etmiştir. Aynı gün, soruşturma hakimi davacının tutukluluk halinin devamına karar vermiş ve Yusuf Salduz’u nezarete sevk etmiştir.

5 Aralık 2001’de İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi davacı Yusuf Salduz’u PKK’ya yardım ve teşvikten suçlu bulmuştur ve davacı Ceza Kanunu’nun 169. maddesinin 3713 munaralı  5. kısmına göre ; 4 yıl 8 ay ağır hapis cezasına çarptırmıştır. Ancak Yusuf Salduz’un 18 yaşın altı olması ve bunun hafifletici bir  sebep olması dolayısıyla davacı 2 buçuk yıl hapis cezasına çarptırılmıştır.

Temyiz Mahkemesi Baş Savcısı, 27 Mart 2002’de alınan kararla ilgili olarak verdiği yazılı açıklamasında; kararın doğru olduğunu ve bu kararı desteklediğini ileri sürmüştür ve 10 Haziran 2002 tarihinde alınan karar Temyiz Mahkemesi tarafından onaylanmıştır.

Salduz, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6., 1. ve 3. maddelerine dayanarak, savcının almış olduğu kararın, alınan kararın ona iletilmemesinin ve hukuksal anlamda onu destekleyecek bir avukatı olmadığı için polis nezaretinde suçlanmasının çok adeletsiz ve insan haklarına aykırı bir tutum olduğunu belirtmiştir ve suçlamada bulunmuştur.

26 Nisan 2007’de Yargı Komisyonu tarafından davanın gereği düşünülmüş ve oy birliğiyle alınan kararda 6. ve 1. maddelere göre ihlal olduğuna karar verilmiştir. Savcının aldığı karara ve bu kararın Salduz’a iletilmemesine karşı çıkılmıştır. Ayrıca  davacıya ve onun haklarına ihlal uygulandığı belirtilerek, bunun bedelinin manevi tazminat olduğunu açıklanmıştır.  Salduz, mahkeme masraları adı altında 1,000 euro (EUR) tutarında manevi tazminat almıştır. Mahkemenin 5’e 2 oy birliği ile kabul ettiği davaya göre; hukuksal anlamda kişiyi destekleyecek avukat bulunmazsa, kişilerin polis nezaretinde bulunduğu süreçte hiçbir zaman 6. ve 3. maddeler ihlal edilemeyecektir.

Dava, Büyük Mahkeme tarafından “davacı ricası, isteği” üzerine ele alınmıştır.