Kayıt memurunca yayınlanan basın bildirisi Türkiye ile ilgili yargı kararları
19 Temmuz 2007

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bugün, aralarından sadece ihtilafların çözümüyle ilgili olanların sonlandırıldığı 20 Meclis hükmünü yazılı olarak tebliğ etti.

Emsal teşkil eden davalar ve davaların usullerinin süreleri, basın bildirisinin sonundaki Mahkemenin esas kararlarındaki bulgularda bulunabilir.
...                                         
Feyzi Yıldırım v. Türkiye ( no. 40074/98 ) 2. Maddenin İhlali
Başvuru sahibi, Feyzi Yıldırım, 1960 yılında doğmuş ve İstanbul’da yaşamakta olan Türk vatandaşıdır. 7 Şubat 1996’da beyin kanamasından ölen Emin Yıldırım’ın oğludur.

7 Ocak 1996’da, Diyarbakır (Türkiye) kırsalında jandarma mevkiinde ateş edilmiş olması sonrası, yüzbaşı Akgün’ün emriyle karakol gezmek için görevlendirilen 2 astsubay orada bulunmaktaydı. Emin Yıldırıma ait olan tuhafiye dükkanına gittiklerinde dükkan sahibiyle 3 müşteri görüş alışverişinde bulunmaktaydı. Azarlaması konusunda hemfikir olmalarına rağmen, taraflar, Yüzbaşı Akgün’ün, Emin Yıldırım’a  ve sonra 67 yaşındaki birine şiddetli dayak attığı iddiası konusunda büyük bir anlaşmazlık içindeydiler. O yılın 3 Şubat günü Emin Yıldırım koma halinde hastaneye götürüldü ve dört gün sonra öldü. Adli tıp görevlisine göre, bir ay kadar önce almış olduğu darbe ölüm sebebi olabilirdi. 9 Şubat 1996’da başvuru sahibi ve annesi Yüzbaşı Akgün aleyhinde resmi şikayete bulundular. 14 Haziran 1999’da mahkeme kasıtsız cinayetin gerekçe gösterilemeyeceğine hükmetmesine rağmen kendisini, görevini kötüye kullanmaktan üç aya kadar hapis cezasına çarptırdı. Ceza, sonra iki ay on beş güne düşürüldü ve yaklaşık 0.68 Euro para cezasına çevrildi ve ertelendi.

Başvuru sahibi, babasının, Yüzbaşı Akgün tarafından işlenen darplar sonucunda olduğunu iddia ederek ve babasının ölümüyle bağlantılı olarak soruşturmaların yetersizlik ve taraflılığından ve yürütülen cezai kovuşturmalardan şikayetçi olarak 2. Maddeye (Yaşama Hakkı) istinat etmektedir.

Mahkeme, davadaki kanıtlara göre şahsın babasının Yüzbaşı Akgün tarafından işlenen darplar sonucunda olduğunun ispat edilemeyebileceğini kabul etti. Gözlemlenen oydu nitekim, 2. madde kapsamındaki yaşama hakkını koruma zorunluluğu, şahısların şüpheli durumlarda öldürüldüğü zaman uygulanan bir takım etkili resmi soruşturmaların olmasını gerektirmektedir. Fakat, davada, tanıklara önem addeden, Yüzbaşı Akgün’ün çıkarları ve kovuşturmaya müşahede edecek olanların arasındaki mesafeyi korumak için önlem alındığını belirten hiçbir şey yoktur. Öte yandan, Türk mahkemeleri Yüzbaşı Akgün’e duruşma sırasındaki “iyi hali” neticesinde merhamet göstermiştir. Mahkeme, Türk cezai adalet sisteminin ihtimamlı olmaktan uzak olduğunu ispatladığını fark etmiştir. Dolayısıyla, 2. maddenin ihlal edilmiş olduğuna ve altıya karşı bir oy çoğunluğu ile kalan şikayetlerin ayrı ayrı yönetilmesinin gereksiz olduğuna kanaat getirmiştir. Altıya karşı bir oyla, Mahkeme, başvuru sahibine, 2,500 Avro’su kendisi için, kalan 12,500 Avro’su da merhum babasından geriye kalan diğer bakmakla yükümlü olduğu kişiler için, toplam 15,000 Avro olmak üzere manevi tazminat olarak verilmesini hükmetmiştir. ( Karar sadece Fransızca olarak mevcuttur.)

5. Maddenin 3. Bendinin İhlali
Kemal Koçak v. Türkiye
Başvuru sahibi Kemal Koçak, 1960 doğmuş ve Van’da yaşamakta olan Türk vatandaşıdır.

Eylül 1991’de, PKK’ya ( Kürdistan İşçileri Partisi ) karşı düzenlenen bir operasyon sonrası örgüte ait olan bir tabanca ile ele geçirilip tutuklanmıştır. Ulusal mahkeme, o senenin 9 Ekiminde şahsı yargılanma öncesi tevkifhaneye gönderdi ve 9 Mayıs 1999’da 12 sene altı ay hapsine hükmetti.

Başvuru sahibi, bunun 5. maddenin 3. bendine (özgürlük ve güvenlik hakkı) aykırı olduğunu iddia ederek yargılanma öncesi tutukluluk süresinden şikayetçi oldu. Daha sonra, şahıs, 6.maddenin 1. bendine ( makul süre içerisinde adil yargılanma hakkı ) dayanarak, cezai kovuşturmanın uzun sürmesi dolayısıyla, kendisini yargılamış ve mahkum etmiş olan  Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin “bağımsız ve tarafsız” bir mahkeme olmadığını iddia etmiştir. Ayrıca, yasal olmayan şekilde, kendisi polis nezareti altındayken toplanmış olan kanıtlara dayanılarak tutuklandığını ileri sürmüştür.

Mahkeme, şahsın yargılanma öncesi tutukluluk süresinin yedi yıldan fazla olduğunu ve 5.maddenin 3. bendinin ihlal edildiğini oy birliği ile kabul etmiştir. Davanın incelenmesine müteakip, Türk Hükümetinin ortaya, farklı bir sonuca ulaşacak hiçbir olgu ya da iddia koymaması dikkat çekmiştir ve 6. maddenin 1. bendinin de, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin bağımsızlık ve tarafsızlık eksikliği olduğu ve cezai kovuşturmanın uzun sürmesi sebebiyle ihlal edildiğini oy birliği ile kabul etmiştir. Daha sonra, muamelelerin adil olmasıyla ilgili şikayetlerin ayrı ayrı incelenmesinin gereksiz olduğuna, ve başvuru sahibine 7000 Avro manevi tazminat ve 1000 Avro da masraf ve giderler için ödenmesini hükmetmiştir. ( Karar sadece Fransızca olarak mevcuttur.)

Tuş ve Diğerleri v. Türkiye ( No: 7144/2 ve 39865/02 ) 5. Maddenin 3. Bendinin İhlali
Başvuru sahipleri, İzettin Tuş, Yunus İşler, Abdulsamet Rahat, Ali Poyraz, Ali Vesek, Mahmut Sığak, Besna Rahat ve Evin Tunç, sekizi de İzmir’de (Türkiye) yaşayan ya da hükümlüler olup hepsi Türk vatandaşıdır.

Hepsi PKK’ya ( Kürdistan İşçileri Partisi ) karşı yapılan operasyonlarda örgütle bağlantıları olduğu için tutuklanmışlardır.

Başvuru sahipleri, İzettin Tuş, Yunus İşler, Abdulsamet Rahat, Ali Poyraz, Besna Rahat ve Evin Tunç, 5. maddenin 3. bendinin gerektirdiği gibi hakim önüne yada resmi başka bir görevli önüne hemen  çıkarılmamaktan şikayetçilerdir. Yunus İşler, Abdulsamet Rahat, Besna Rahat ve Evin Tunç ise 8.maddenin ( özel ve aile hayatına saygı hakkı ) ihlal edilmesinden şikayetçidirler.

Mahkeme, 5.maddenin 3.bendi altındaki şikayetlerin kabul edilebilir olduğunu beyan etti. Fakat, 8. Maddeye dayanarak şikayette bulunan Ali Vesek ve Mahmut Sığak’ın iddialarının kabul edilemez olduğunu ilan etti.

Özellikle başvuru sahiplerinin polis nezaretinde en az dört gün kaldıklarını belirterek, oybirliğiyle 5. maddenin 3. bendinin ihlal edildiğini hükmetti. İzettin Tuş, Yunus İşler, Abdulsamet Rahat, ve Besna Rahat, her birine 1000 Avro; Ali Poyraz, ve Evin Tunç için de 500 Avro maddi tazminat; ayrıca 1000 Avro da ortak masraf ve giderler için 715 Avro ve daha azı Avrupa Konseyi tarafından karşılanmak üzere, ödenmesini hükmetmiştir..