önceki sayfa

avrupa insan hakları mahkemesi basın bildirileri

AİHM 107( 2011) -- 12/07/2011, Strazburg

Türkiye ile İlgili Mahkeme Kararları.

Hıdır Durmaz'ın Türkiye'ye Karşı Davası no.2 ( no. 26291/ 05)

Davalı Sayın Hıdır Durmaz Türk vatandaşıdır ve 1954 yılında doğmuştur. İzmir'de yaşamaktadır. 1998 yılında 14 yıl 7 aylık hapis cezasına mahkûm edilmiştir. 2004 yılında duyurulan ve 2005 yılının Haziran ayında yürürlüğe girmiş olması gereken ve daha önceki kanunla belirlenen Sayın Durmaz'ın cezasını daha kısa bir süreye çeken yeni Ceza Kanunu davalının cezasını askıya aldırmıştır. Madde 5 §§ 1 ve 5'e dayanarak, davalı cezası askıya alındıktan sonra 10 güne kadar serbest bırakılmadığı ve yasal olmadığını iddia ettiği kendisinin alıkonulmasının verdiği zararın telafi edilmediği gerekçesiyle şikâyette bulunmuştur.

Madde 5 § 1'in İhlali
Madde 5 § 5'in İhlali

Tazminat: EUR 9.000 (Manevi hasar) ve 2.000 ( masraflar ve harcamalar)

Şahide Korkmaz'ın Türkiye'ye Karşı Davası (no.31462/07)

Bu davada, davalı İstanbul'un bir bölgesinde kendisine ait olan arsanın kamululaştırılmasından ve yetkililer tarafından tazminat ödemesinin gecikmesinden kaynaklı doğan devlet borcunda yüksek enflasyona ve düşük faiz oranına bağlı maddi kaybın yarattığı durumdan şikâyetçidir. Davalı Madde 6 § 1( adil yargılanma hakkı) ve Protokol Madde 1 No. 1 ( mülkiyetin korunması) e dayanır.

Madde 6 § 1'in İhlali
Protokol Madde 1 No. 1'in İhlali

Karanfilli'nin Türkiye'ye Karşı Davası( no.29064/06)

30 Kasım 2010 tarihli kararda, Mahkeme Sayın Karanfilli'nin hususi şikâyet davası talebi ile ilgili olarak davanın fazla uzamasından dolayı Madde 6 § 1'in ihlaline karar vermiştir. Davalının avukatı kararın gözden geçirilmesini talep etmiştir ki karar elden geçirilene kadar davalı vefat ettiğinden bu durum avukatın icra etmesini mümkün kılmamıştır. Bugünkü kararda, Mahkeme Türkiye'nin Sayın Karanfilli'nin mirasçılarına manevi tazminat olarak 8.400 Euro ödemesi gerektiğine karar vermiştir.

AİHM 102( 2011)
08.07.2011

Türkiye'deki terörizm kurbanları için telafi işleminin etkisine dair davalar kabul edilemez olarak belirlendi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi; Akbayır(ve diğerleri) - Türkiye (30415/08 no'lu talep); Fidanten (ve diğerleri) - Türkiye (27501/06); Bingölbalı (ve diğerleri) - Türkiye (18443/08) ve Boğuş(ve diğerleri) - Türkiye (54788/09) duruşmaları için taleplerin kabul edilemez olduğunu açıkladı. Bu konudaki hükümler nihai kararlar olarak belirlendi.

Temel Unsurlar

Başvuru sahipleri, terörizm nedeniyle zarar görmüş yüzlerce Türk vatandaşıdır. 1985'ten beri son on yılı aşkın süredir, Türkiye'nin güney doğu bölgesi, güvenlik güçleriyle illegal bir örgüt olan PKK (Kürdistan İşçi Partisi) arasında silahlı çatışmalara sahne olmaktadır. Yöre sakinleri köylerinden kaçmak zorunda kaldılar ya da yetkililer tarafından uzaklaştırıldılar. 1990lar'ın sonuna doğru çatışmalar sakinleştiğinde, yerinden çıkarılan insanlar güvenlik gerekçelerinden ötürü yuvalarına dönememiştir.

2004 yılında, Doğan-Türkiye arasında davanın esasları görüşmelerinde, Mahkeme; 1. Madde (özel mülkiyetin korunması), 8. Madde (özel ve aile hayatına saygı hakkı) ve 13. Madde (etkili başvuru hakkı) hususlarında ihlal tespit etti. 2006'daki hükümde adilane tazmin meselesinde başvuru sahipleri ve hükümetin kendi mevkileri arasında kayda değer bir ayrılık bulunduğunu ve tazminat hesaplanmasında bir zorluk olduğuna dikkat çekildi. Başvuru sahiplerine ait Maddi m olmayan hasara ilişkin istemlerin de reddine karar verildi.

Terörizm ya da terörizm karşıtı savaşa maruz kalmış kayıplar için tazminat kanunu (5233 sayılı Madde) 27 Temmuz 2004'te yürürlüğe girmiştir. Yasanın geçmişe ait etkisi vardır ve terörist ya da terörist karşıtı eylemler sebebiyle ekonomik kayba uğramış mağdurlara telafi sağlamanın yollarını araştırmaktadır. Uzmanlardan ve bir avukattan oluşan telafi komisyonları, devamlı olan kayıpların özelliklerini saptama ve uygun miktarlardaki tazminatı belirleme görevine sahiptir. Tazminata ilişkin, vergilendirme uygulamakta ve dostane çözüm bildirileri için raporlar kaydetmektedir. Dostane çözüm meselesiyle ilgili anlaşmazlık olayında, hiçbir anlaşmaya gelinmediğine dikkat çekilmiş ve ilgili başvuru sahiplerine bu çerçevede bir bildiri gönderilmiştir.

2006'da kabul edilebilirlik kararında (İçyer-Türkiye) Mahkeme, yeni kurulmuş çözümü inceleyerek söz konusu dosyanın "ulaşılabilir" ve "başarı ihtimali için akla yatkın" olduğuna karar verdi. Bu esasa dayalı olarak, Mahkeme'den önceki süre içerisinde 800 başvuru sahibinin kabul edilemez olduğu beyan edildi.

Mahkemenin hükümleri hususunda yönetimden sorumlu birim olan Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu 2008 yılında Doğan ve Diğerleri hükmündeki icrada nihai önergeyi kabul etti. Hükmün ışığında Türkiye tarafından alınan önlemlere göre, davanın inceleme safhası sona erdi.

Şikâyetler, İşlem usulü ve Mahkemenin düzeni

Terörizm ya da terörizm karşı eylemler sonucu devam eden kayıplar için telafi kanunun saptamış olduğu tazminat komisyonuna başvuran başvuru sahipleri mevcut sorguda (5233. Sayılı kanun) Hukukun uygulamasındaki birçok eksikliklerden şikâyetçi olmuşlardır.

8. Madde (özel yaşam ve aile hayatına saygı hakkı), 13. Madde (etkili başvuru hakkı) ve 1 no'lu protokolün 1. Maddesi (özel mülkiyetin korunması) hükümlerine dayanarak, "Akbayır(ve diğerleri) - Türkiye" davasında başvuru sahipleri; aralıksız olarak yaşadıkları kayıpların yanlış olarak değerlendirildiğini, taleplerinin tazminat komisyonları tarafından gereksiz bir şekilde reddedildiğini, maddi olmayan hasar için bir tazminat almadıkları konusunda şikâyetçi olmuşlardır.

Fidanten(ve diğerleri) - Türkiye davasında, yukarıda belirtilen maddelere ve ayrıca 6.Madde (adli yargılanma) hükümlerine dayanarak tazminat komisyonları tarafından önerilen dostane çözümü kabul edip tazminat alan başvuru sahipleri ödeneklerin geciktirilmesinden, gecikme faizi eksikliğinden ve maddi olmayan hasara dair telafinin eksikliğinden şikâyet etmektedirler.

Bingölbalı(ve diğer 54 başvuru sahibi) - Türkiye davasında, Sözleşme'nin 6. Maddesi'ne ve Protokol 1- Makale 1'e dayanarak, köyleri terör saldırılarından etkilenmediği için ilgili komisyonlar tarafından tazminat önerilmeyen başvuru sahipleri; kendilerine dava açmak için yasal yardım verilme isteminin reddedilmesi, dolayısıyla mahkemeye erişimlerinden yoksun bırakılmaları nedeniyle şikâyetçi oldular.

Boğuş(ve diğer 91 başvuru sahibi) - Türkiye davasında Sözleşmelerin 6., 8. Ve 13. Maddelerine ve 1 no'lu protokolün 1. Maddesi'ne dayanarak, başvuru sahipleri; tazminat komisyonları tarafından alınan kararlar karşısında temyize başvurmak için yasal zaman sınırını kaçırmaları sebebiyle yetkililerin kendilerine doğru olmayan bilgi sağlamalarından şikâyetçi olmuşlardır.

Söz konusu dört adet karar, yedi hakimden oluşan bir heyet tarafından verilmiştir:

Françoise Tulkens (Belçika), Heyet Başkanı
Danute Jociene (Litvanya),
David Thór Björgvinsson (İzlanda),
Dragoljub Popovic (Sırbistan),
András Sajó (Macaristan),
Işıl Karakaş (Türkiye),
Guido Raimondi (İtalya), hakimler,
ve ayrıca Françoise Elens-Passos, şube vekili.

Mahkeme Kararları

Akbayır ve Diğerleri - Türkiye

Mahkeme, öncelikle 5233 no'lu Yasa'nın çerçevesi içerisindeki sistemin işleyişinin genel bir incelemesi ile başlamıştır. Ulusal düzeyde (mahkeme'nin rolünün belli başlı esasları saptamak ve tazminat ödeneklerini hesaplamak olmadığından) mevcut olan çözümler için temel olduğu ve böyle durumlarda bilginin tartışılmaz bir şekilde karmaşık olduğunun hesaba katılmasına vurgu yapılmasından sonra, Mahkeme; tazminat komisyonlarının 2004 Temmuz'dan beri çalışır durumda olduğunu ve 360.000'den fazla talebi kayda geçirip 230.000'den fazlasını kararlaştırdıklarını gözlemlemiştir. 133.000'dan fazla davacıya, bir milyar euro tazminat olarak ödenmiştir. Mahkeme ayrıca; bu tip davalarda Türk mahkemelerinin; komisyon tarafından alınan yanlış kararların yetkililer tarafından düzeltilebileceği ve başvuru sahiplerinin lehine mevcut bir yargı birimi oluşturabileceği hükmüne vardı. Ayrıca tazminat olarak başvuru sahiplerine ödenen tazminatların akla uygun olduğu gözlemlendi. Bu yüzden Mahkeme tazminat komisyonlarının uygulamaları ve bu alandaki yargı kararlarının etkili gereksinimleri karşılamaya devam ettiği kararına verdi.

Bu hüküm ışığında, Mahkeme, Sözleşme'nin 13. Maddesi ve 1 no'lu Protokol'ün 1. Madde'si uyarınca çeşitli başvuru sahipleri tarafından sunulan şikâyetleri ayrı ayrı inceledi.

Tazminat komisyonları tarafından önerilen dostane çözüm önerilerini kabul eden ve maddi olmayan hasarlara yönelik hiçbir tazminatın ödenmediğinden ya da belirli tip kayıp değerlendirmelerini doğru olmadığından şikâyet eden bir grup başvuru sahibine gelince, Mahkeme, davacıların açıkça anlaşmaları kabul ettiğini ve açıkça dava usulünün bir sona gelmesi istediklerini gözledi. Bu yüzden artık bu davada şikâyet hakkına sahip bulunmadılar. Komisyonun değerlendirmelerinin yanlış olduğundan yakınan ikinci grup davacılara gelince, Mahkeme; bu davada onların etkili ve erişilebilir bir çözüme sahip oldukları sonucuna vardı (Türk mahkemelerinden önce). Yeterli kanıt olmaksızın taleplerinin reddedildiğinden şikâyet eden üçüncü gruba ilişkin olarak, Mahkeme; ilk duruşmada rollerinin bir mahkeme gibi davranmak olmadığına ve bir defa daha başvuru sahiplerinin Türk mahkemelerinden önce etkili ve ulaşılabilir bir çözüm aracı ile şikâyetlerini sunma fırsatları olduğuna hüküm verdi.

Bütün bu şikâyetlerin açıkça gerçeğe dayanmadığı anlaşıldığından, Mahkeme, başvurunun Sözleşme'nin 35. Maddesi'nin 3 ve 4. Bentleri uyarınca kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.

Fidanten ve diğerleri - Türkiye davası

Tazminat komisyonları ile dostane çözüm yoları aracılığıyla başvuru sahiplerine bu davada ödenen ödeneğin onlara ödendiği konusunda hiçbir ihtilaf yoktur. Bununla birlikte, enflasyon yüzünden başlangıç değerlerinden %7 değer yitirmeleri sonucuyla, davadaki ödeme miktarları 6 ila 15 ay ertelenmiştir. Mahkeme, şu davalara özel olarak dikkat etmektedir: 5233 no'lu yasa tarafından kapsanan durumların uzatılması, tazminat komisyonuna sunulan 360.000'den fazla talep sayısı ve özellikle de başvuru sahiplerine çoktan ödenmiş olan bir milyar euro. Belirli durumun ve mantıksız sayılamayacak derecede ödeneklerin değer kaybettiği oran ışığında, Mahkeme, söz konusu ertelemelerin ya da kayıpların 1 no'lu Protokol'ün 1. Madde'sini ihlâl etmediği hükmüne varmıştır.

Şikâyetler açıkça yersiz bulunduğundan, Mahkeme başvurunun düştüğü kararına varmıştır.

Yine de, Mahkeme, Türk yetkililerin; ödeme yapılması ve işlem talepleri için Yasanın kendisi tarafından önerilen zaman limitlerine uymak ya da aynı maksatla eksikliklerin etkilerini hafifletmek amacıyla gecikme faizi bakımından hazırlık yapmak için alacağı bütün tedbirleri takdirle karşılayacaktır.

Bingölbalı ve 54 diğer davacı - Türkiye Davası

Mahkeme bu davada; başvuru sahiplerine (iddialarını reddeden tazminat komisyonlarının kararlarına itiraz etmek için) yasal yardım yapılmamasının gerekçesinin, çaresizliklerini onaylayan bir bildiri ortaya koymadıkları ya da buna benzer bir bilgi üretmedikleri için, ilgili kurallara uymadıkları gerçeği olduğunu gözlemiştir.

Bu bakımdan Mahkeme, yerel kaynakları tüketmekten kusur bularak başvurularının geçersiz olduğunu beyan etmiştir.

Boğuş ve diğer 91 davacı - Türkiye

Mahkeme, başvuru sahiplerinin şikâyette bulunduğu yönetimsel hatanın dava içerisinde alınan karar üzerinde hiçbir etkiye yol açmadığını gözlemiştir. Tam tersine, tazminat komisyonlarının kararları, davacıların talepleri için ek delil eksikliği üzerine kurulmuştur. Söz konusu şikâyetin açıkça asılsız olduğunun anlaşılması üzerine, Mahkeme bu başvurunun kabul edilemez olduğunu beyan etmiştir.

Mahkeme kararları sadece Fransızca olarak mevcuttur.

sayfayı yazdırın önceki sayfa