önceki sayfa

avrupa insan hakları mahkemesi basın bildirileri

29/06/2010, Strazburg

Mahkeme Dairesi Kararı

Karadağ'a karşı Türkiye (dilekçe no. 12976/05)

POLİS GÖZALTINDA AVUKAT BULUNMAMASI, DAVA SIRASINDA NİTELİKLİ AVUKAT BULUNMAMASI, MASUMİYET KARİNESİNİN OLMAMASI: ADİL OLMAYAN YARGILAMA

Oybirliği ile;

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 6 § 2 ve 6 § 3c) ve d) maddeleri ile birlikte 6 § 1 (adil yargılanma hakkı) maddesinin ihlali

Temel İddialar

Başvuru sahibi, Serdar Menderes Karadağ, 1974 yılında doğmuş bir Türk vatandaşıdır. Dilekçenin bildirildiği sırada Sinop cezaevinde (Türkiye) gözaltında tutulmaktadır.

Bıçaklanarak öldürülmüş bulunan cep telefonu dükkanı sahibi cinayetinin ardından şahısa cezai soruşturma açıldı. 5 Ocak 2002'de başvuru sahibi gözaltına alındı. Aynı gün polise vermiş olduğu ifadenin özetinde, cinayeti işlediğini kabul etmiş ve “sanığın soruşturulması sırasında avukat sağlandığı” kutucuğunun içi doğrulanmış bulunmaktaydı. Daha sonraki iki durumda – olayların yeniden canlandırılması ve askeri yetkililere kanıt verilmesi sırasında- başvuru sahibi avukat tarafından temsil edilmedi. Şubat 2002'de cinayetten suçlandı. Ağır Ceza Mahkemesi Ö.B. isimli Bay Karadağ'ı tanıyan görgü tanığından yararlandı.

30 Mayıs 2002 tarihinde dava hakkında televizyon programı yayınlandı, aktörler başvuru sahibinin ve diğer insanların da dahil olduğu bölümleri oynadılar, başvuranın diğer şeyler üzerindeki ruh hali ile ilgili yorumlar serpiştirilmiş ve suçun yeniden canlandırılmasını içeren sahneler gösterilmiştir. Programda başvuru sahibinin karakteri mağaza sahibini bıçaklarken göstermiştir. Ayrıca polis memuru dahil olmak üzere tanıkların ifadeleri de kullanılmıştır. Yayının ardından başvuru sahibi şiddetli depresyon sebebiyle hastaneye kaldırıldı.

26 Eylül 2002'de, dava sırasında başvuru sahibinin ilk olarak avukatlığını yapan kişiye nitelikli bir avukat olup olmaması konusundaki şüpheler üzerine soruşturma açıldı. Bu sırada Bay Karadağ, başvuru sahibinin düzgün olarak temsil edilmediği bütün soruşturma adımlarının yeniden yapılmasını isteyen yeni bir avukat tarafından temsil edilmektedir. İsteği reddedildi.

1 Kasım 2002'de Ağır Ceza Mahkemesi başvuru sahibini cinayetten suçlu buldu ve ömür boyu hapse mahkum etti. Bu karar Temyiz Mahkemesi tarafından kenara kaldırıldı ve dava hafifletildi. 18 Aralık 2003'de Ağır Ceza Mahkemesi başvuru sahibini Ö.B isimli şahıs dahil olmak üzere tanıkların ifadesine dayanarak cinayetten suçlu buldu. 7 Ekim 2004'de Temyiz Mahkemesi başvuru sahibinin bu karara karşı olan temyiz isteğini reddetti.

2007 senesinde, başvuru sahibini yargılanma sırasında temsil eden kişi hukuku kötüye kullanma gerekçesiyle Ağır Ceza Mahkemesi tarafından suçlu bulundu; Şahıs hukuk bürosu açmış, noter tasdikli belgeler oluşturmuş ve davalarda ve icra sürecinde yer almıştır.

Şikayetler, usul ve mahkemenin tertibi

6 §§ 1, 2 ve 3 (adil yargılanma hakkı) maddelerine dayanarak, başvuru sahibi, gözaltı sırasında avukat tarafından desteklenmediğini, bunun yanı sıra kendisine karşı yürütülen soruşturmaların belirli sebepler yüzünden adil olmadığını –baskı altında ifade verildi, yasal temsilciliğin eksikliği- ve yargılama sırasında suçsuzluk karinesi hakkının televizyon programı tarafından ihlal edildiği konusunda şikayette bulundu. Ayrıca 5. Maddeye ( özgürlük ve güvenlik hakkı) ve 3. Maddeye ( insanlık dışı veya küçük düşürücü muamelenin yasaklanmasına) dayanarak gözaltı sırasında ve gözaltının süresince şiddete maruz kaldığını iddia ederek şikayette bulundu. 1. Protokolün (mülkün korunması) 1. Maddesi altında sahte avukata ödenen ücretler hakkında şikayette bulundu.

Başvuru 18 Mart 2005'de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine arzedildi.

Karar aşağıda belirtilen yedi yargıçtan oluşan dairede verildi:

Françoise Tulkens (Belçika), Başkan,

Ireneu Cabral Barreto (Portekiz),

Danute Jociene (Litvanya),

Dragoljub Popovic (Sırbistan),

Andras Sajo (Macaristan),

Işıl Karakaş (Türkiye),

Guido Raimondi (İtalya), yargıçlar,

Ve ayrıca Sally Dolle, Yazı İşleri.

Mahkeme Kararı

Madde 6 § 3 c) ile birlikte Madde 6 § 1

Mahkeme, davanın adil olması için, sanığın, avukatın sağlayabileceği tüm hizmetlerden yararlanabilmesi gerektiğini, soruşturma sırasında yasal temsil edilmenin eksikliği 6. Maddenin gereklerini ihlal ettiğini yineledi. Bu durumda, sanık gözaltı sırasında avukat tarafından temsil edilmiş olmasına rağmen, yeniden canlandırma için olay mahalline götürüldüğünde veya askeri otoriteler tarafından sorgulanması sırasında avukat bulunmamaktadır. Mahkeme buna bağlı olarak 6 § 3 c) Maddesi ile birlikte 6 § 1 Maddesinin ihlalini belirledi.

Madde 6 § 3 d) ile birlikte Madde 6 § 1

Madde 6'nın 1 ve 3 d) paragrafları sanığın tanıkların öne sürdüğü açıklamalara karşı çıkma ve ilgili tanıkları sorgulama hakkını sağlamaktadır. Bu durumda, hükmün bildirildiği bir önceki duruşmaya kadar, başvuru sahibi nitelikli bir avukat yerine avukatlık taslayan biri tarafından temsil edildi. Daha sonraki avukatının isteği olan, müvekkilinin adil bir şekilde temsil edilmediği soruşturma işlemlerinin yeniden yapılması isteği reddedildi. Mahkeme, davanın Temyiz Mahkemesi tarafından incelenmesi ve hafifletilmesinin ilk soruşturmalardaki adaletsizliğe çözüm getirmediğine karar verdi. Başvuru sahibinin iyi niyetli, hakiki bir avukat tarafından temsil edildiği sırada, tanıkların sadece adli soruşturma sırasında dinlenmesinin başarısızlığı, başvuru sahibini savunmada ve muhatap bulmada eşitlik ilkeleriyle kendini savunmasından yoksun bırakmıştır. Mahkeme bununla beraber 6 § 3 d) maddesi ile birlikte 6 § 1 maddesinin ihlalini tespit etmiştir.

Madde 6 § 2

Bay Karadağ'ın davası ile ilgili televizyon programı gerçek tanıkların beyanları ile desteklenmiştir. Bu beyanlarda bir polis memurunun soruşturmayla ilgili detayları ve cinayetin koşullarını açıklayarak ve başvuru sahibinin suçlu olduğuna şüphe bırakmamıştır. Yetkililerin cezai soruşturmanın ilerleyişi hakkında toplumu bilgilendirme hakkı varken masumiyet karinesine saygı göstermek zorundadırlar. Buradaki asıl sorun bu değildir, polisin Bay Karadağ'ı katil olarak gösterilmesini önleyici tedbirler almamasıdır. Ayrıca Türk Hükümeti, basının nasıl suç mahalline erişip başvuru sahibinin de yer aldığı yeninden canlandırmayı çekebildikleri hakkında bir açıklama yapmamışlardır. Mahkeme madde 6§2'nin ihlalini buldu.

Diğer Şikayetler ( 3 ve 5. Madde ve 1. Madde 1. Protokol)

Başvuru sahibi, polis gözaltındaki iddia edilen kötü muamele hakkında kanıt sunamamıştır ve yapılan iki tıbbi inceleme sonucu fiziksel şiddet izi görülmemiştir. Madde 3 altındaki şikayet açıkça yetersiz bulunduğundan reddedildi.

Ayrıca, Mahkeme'ye sunulan dilekçe mahkeme öncesi gözaltının sona ermesinden sonra altı aydan fazla süre boyunca saklandığı için başvuranın Madde 5 altında olan şikayeti zamanaşımı nedeniyle reddedildi.

Son olarak, 1. Protokol 1. Madde altındaki başvuranın şikayeti, genel anlamda ifade edilmiş ve iddiaları destekleyecek hiç kanıtı bulunmamaktadır. Açıkça yetersiz bulunması sebebiyle şikayet reddedildi.

Adilane Tazmin

Madde 41'in üstünlüğüyle, Mahkeme gereğini düşünerek, Türkiye'nin Bay Karadağ'a manevi zarar için 7,200 avro (EUR) ve maliyet ve masraflar için 629 EUR ödemesine karar verdi.

 

Basın İletişim

echrpress@echr.coe.int +33 3 90 21 42 08

Celine Menu-Lange (tel: +33 (0)3 90 21 58 77)

Emma Hellyer (tel: +33 3 90 21 42 15)

Frederic Dolt (tel: +33 (0)3 90 21 53 39)

Tracey Turner-Tretz (tel: +33 (0)3 88 41 35 30)

Kristina Pencheva-Malinowski (tel: +33 (0)3 88 41 35 70)

Nina Salomon(tel: +33 (0)3 90 21 49 79)

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 1959 yılında Avrupa Konseyi Üye Ülkeleri tarafından Strazburg'da , 1950 Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin iddia edilen ihlalleriyle mücadele etmek için kurulmuştur.

 

sayfayı yazdırın önceki sayfa