![]() |
|
16.03.2010, Strazburg
Mahkeme Dairesi Kararı
Türkiye aleyhine Ümit Işık'ın davası (Başvuru no. 10317/03)
Mahkeme, PKK örgütü üyesi olmasından şüphelenilen davacının, işkence gördüğü, yasa dışı şekilde göz altına alındığı ve adil bir biçimde yargılanmadığına dair şikayetini kabul edilir bulmadığını; ancak yargı öncesi sürecin ve duruşmaların çok uzun sürdüğünü kabul ettiğini açıklamıştır.
Oybirliğiyle
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin
5 § 3. Maddedin ihlali (Özgürlük ve güvenlik hakkı)
Ve 6 § 1. (adil yargılanma hakkı)
Temel bulgular
Başvurucu, 1975 doğumlu bir Türk vatandaşıdır. Mahkemeye başvurduğu tarihte Batman Cezaevinde tutuklu bulunmaktaydı. Ciddi derecede epileptiktir. 9 Haziran 1994'te, PKK'nın faaliyetleri üzerine yapılan bir soruşturma bağlamında tutuklanmış ve polis nezaretine alınmıştı. Bunu takiben yapılan sorgulamada, PKK'nın suç işlediği beş suç mahallini belirtmiş ve kendisinin de PKK'nın çeşitli faaliyetlerine karıştığını ifade etmiştir. Sorgulamalardan sonra, bir adli tıp raporu yazılmış; ancak vücudunun şiddete maruz kaldığına dair herhangi bir bahsedilmemiştir. Fakat 5 Temmuz 1994'te, Tatvan Başsavcısıyla görüşmesinde, Işık ifadesinin geri aldığını, bilgilerin kendisininken işkence yolluyla çıkartıldığını iddia etmiştir. İddialarını, aynı günün ilerleyen saatlerinde Tatvan Sulh Hakimi ile yaptığı görüşmede, tekrar etmiş ve Sulh Hakimi tarafından duruşma öncesi tutuklanmıştır.
Bay Işık, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin Dördüncü Şubesi tarafından bölücülük amacıyla ulusun toprak bütünlüğüne saldırmaktan suçlu bulunup, 26 Şubat 1998'de idam cezasına mahkum edilmiştir; ancak idam cezası daha sonra ömür boyu hapis cezasına indirilmiştir. Hakimler, Bay Işık'ın bilgilerin işkence yolluyla elde edildiğine dair iddialarına (ki duruşma sırasında bu iddiaları yinelemiştir) bakmaksızın, aldıkları kararda, aralarında Bay Işık'ın verdiği ilk ifadenin de bulunduğu, kanıtlara dayanmıştırlar. Temyiz Mahkemesi, soruşturmanın eksik olması ve mantıksız olması gereğiyle, 11 Mart 1999'da kararı iptal etmiştir. Davanın havale edildiği Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin Üçüncü Şubesi Bay Işık'ı tekrar idam cezasıyla çarptırılmıştır. Temyiz Mahkemesi, 13 Haziran 2001'de kararı iptal etmiştir… Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, 16 Aralık 2004'te, uzmanların tıp raporları doğrultusunda, davalının tıbbi sebeplerden dolayı serbest bırakılmasına hükmetmiştir. Davalının serbest bırakılması, işlediği suç ve kanıtların durumu gereği, daha önce birkaç kez reddedilmiştir. Duruşmalar halen daha Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi'nin Altıncı Şubesinde (zira Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kapılmasından sonra dava buraya havale edilmiştir) devam etmektedir.
Tıbbi dayanaklarda Bay Işık'a, tutuklu olduğu sürece hapishanede düzenli olarak ilaçlarının verildiği ve birkaç defa da nörolojik muayene için hastaneye götürüldüğü, görülmektedir.
Şikayetler, usul ve Mahkemenin tertibi
Bay Işık, 3. Maddeye (acımasız veya haysiyet kırıcı muamelenin yasaklanması) dayanarak, hapishanede işkenceye maruz kalmasından ve tutukluluğunun hasta olmasına ve tıbbi muayene yapılmamsına rağmen, devam etmiş olmasından şikayetçi olmuştur. 5. Maddeye dayanarak, duruşma öncesinde ifadesinin işkence yolluyla alındığı ve bu sürenin çok uzun sürmesinden şikayetçi olmuştur. Son olarak, 6. Madde bağlamında, Bay Işık, adil biçimde yargılanmadığını ve duruşmaların aşırı uzun sürmesinden şikayetçi olmuştur.
Başvuru, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 31 Ocak 2003'te kayıtlara geçmiştir.
Kararın alındığı Hukuk Daire'si aşağıdaki yedi yargıçtan oluşmaktadır:
Françoise Tulkens (Belçika), Başkan,Mahkemenin Kararı
Davacının, polis nezdinde işkence gördüğüne ve işkenceyle alınan ifadenin sonucunda duruşma öncesi tutuklanmasına dair şikayetler (Madde 3 ve Madde 5 § 1)
Bay Işık bu şikayetlerini Türk kanun yetkililerine ilk olarak 1994'te dile getirmişti; ancak herhangi bir tedbir almamıştırlar. Pasif kalmalarının sebebi 26 Şubat 1998'de alınan ve kötü muameleyle ilgili iddiaları ele almayan karardan kaynaklanmaktadır. Işık, o tarihten itibaren başvurduğu çarelerin pratikte geçerli olmalığının farkında olması gerekmekteydi. Bu bağlamda, kararın alınmasından 6 ay içinde şikayetlerini mahkemeye getirmesi gerekmekteydi (Madde 35 § 1); ancak öyle yapmamıştır. Başvurunun bu kısımları zaman aşımına uğramıştır ve Mahkeme şikayetleri bu nedenle kabul edilebilir bulmamıştır.
Alınan cezanın, davacının sağlık durumuna aykırı olması iddiasına ilişkin şikayet (Madde 3)
Mahkeme, öncellikle, Işık'ın davanın bu noktasıyla ilgili iddialarını detaylı olarak açıklamadığını not etmiştir. Mahkeme, ayrıca, davacının tıbbi muayene edilmediğine dair iddiaların kapsamlı tıbbi raporların tarafından çürütüldüğünü de belirtmiştir. Mahkeme, aynı şekilde, davanın bu kısmını da, asılsız olması gereği, kabul edilebilir bulmamıştır.
Mahkemenin adil ve bağımsız olmadığı iddiaları bağlamında şikayetler (Madde 6 § 1)
Başvurucunun davası Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinde işlenmekte olduğundan, Mahkemenin dava sonucunu tahmin etmesine imkan bulunmamaktaydı. Başka bir deyişle, başvurunun bu kısmı erkendi ve asılsız olmasından dolayı kabul edilebilir bulunmamıştır.
Duruşma öncesi tutuklanma süresinin aşırı uzun olmasına dair şikayet ( Madde 5 § 3)
Başvurucunun dava öncesi tutukluluğu neredeyse 8 yıl 10 ay sürmüştür. Hükümetin, başvurucunun serbest bırakılması halinde duruşmalardan kaçması veya kendi aleyhine kullanılabilecek delileri yok etme ihtimali olmasına dair öne sürdüğü görüşü, başvurucunun bu kadar uzun süre tutuklu olmasını haklı göstermemektedir. Hakikaten, başvurucunun serbest bırakılmasına izin vermeyen mahkemelerin kullanmadığı basmakalıp sözlerin arasında bu tip risklerden bahsedilmemiştir. Bu nedenle, Mahkeme 5 § 3. Maddenin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Adli duruşmaların aşırı uzun sürmesi iddialarına dair şikayet (6 § 1)
Başvurucunun dava öncesi tutukluluğu neredeyse 8 yıl, 10 ay ve 15 gün sürmüştür ve devam etmektedir. İlk bakışta böyle bir sürenin çok uzun olduğu görülmekteydi. Hükümet, davanın karmaşık olmasından ve hukukun adil bir biçimde yönetiminin sağlanmasından doğan gecikmeklerin olduğunu takdir edilmesi gerekildiğini öne sürmektedir. Ancak, bu zorunlulukların çok uzun bir süre yerine getirilmemiş olmasından, başvurucu 16 Aralık 2004'e kadar haklarından mahrum edilmiştir. Dolayısıyla, davanın aşırı uzun sürmesi nedeniyle, Mahkeme 6 § 1 Maddenin ihlal edildiğine karar vermiştir.
41. Maddenin Uygulanması (adil tatmin edilme)
Mahkeme, Türkiye'nin başvurucuya manevi tazminat için 15,000 avro (EUR) ve diğer masraflar içinde 1,500 avro (EUR) ödetmeye mahkum etmiştir.